OYUNCUNUN YOLCULUĞU BİTMEZ
Image

OYUNCUNUN YOLCULUĞU BİTMEZ


Değerli oyuncu Ayşe Tunaboylu ile birlikteyiz. Oyunculuğu nasıl tanımlarsınız?

 

Bana göre oyunculuk “kendini tanıma” yolculuğudur. Bu mesleğe adım atan herkes; eğitiminin başlangıcından itibaren, kendine yakınlaşmaya, kendiyle hesaplaşma ya da yüzleşmeye başlamış demektir. Çünkü biz oyuncular; canlandırdığımız karakterleri, kendi duygu ve düşüncelerimizden yola çıkarak dramatize ederiz. Ve oynadığımız karakterler için, “ben bu kişinin yerinde olsam, nasıl davranırdım” sorusunu sorarak yol alırız. Bu yüzden oyuncunun yolculuğu hiç bitmez. Çünkü insan; her yeni günde, kendini biraz daha tanımış, kendine biraz daha yakınlaşmış olur her seferinde. Böylelikle biz oyuncular, seyircilere de ayna görevi görmüş oluruz.

En son “İyilik” dizisiyle gündemdeydiniz. Buradaki rolünüzü kısaca anlatabilir misiniz?

Evet, bu dizide İsmail Demirci’nin oynadığı Murat karakterinin annesi olarak dahil oldum. Karakter adım “Celile”. Celile, kendi halinde, yalnız yaşayan, oğlunu seven, iyi niyetli ve kendi yağında kavrulan bir kadın.

Dizilerde canlandırdığınız karakterler içinde şimdiye kadar sizi en çok zorlayan hangisi oldu?

Şimdiye kadar hep bana uyan, yol gösteren, yumuşak kalpli, iyi niyetli rollerle karşılaştım. Bu rollerin içinde beni zorlayan bir rol oldu diyemem. Ama kendime benzemeyen, değişik rollerde, sınırlarımı zorlayan bir rol oynamak isterim doğrusu.

Yer alacağınız proje seçimlerinde öncelikleriniz neler? Neye göre karar veriyorsunuz?

Öncelikle projenin, benim toplumsal, siyasi ve ahlaki görüşlerime ters düşmemesi gerekiyor. Bu kriter oldukça önemli tercihlerimde. Sonra yapım şirketi, başrol oyuncuları ya da ekip arkadaşları, kimlerle çalışıyor olacağıma da bakarım.

Kabul edip veya reddedip sonrasında pişman olduğunuz roller oldu mu?

Hayır olmadı.

Kendinizle bağdaştırdığınız, rolden çıkamadığınız, kendi hayatınıza da fikirlerini uyarladığınız bir karaktere hiç denk geldiniz mi?  Yoksa dizi setinden çıktığınız anda karakteri orada bırakıp kendi hayatınıza devam edebiliyor musunuz?

“Rolden çıkamama” konusu çok riskli bir durum bana göre. Bir oyuncuyu şizofreniye kadar götürebilir. Onun için, oyunculuk eğitimlerimizde bize öğretilen ilk şeylerden biridir bu. Yani insanın kendisi ile canlandırdığı rol arasında ince de olsa bir çizgi olmalıdır daima. Kostümümüzü çıkardığımızda, kendi kimliğimize rahatlıkla geçmeliyizdir. Ancak bazı rollerde öyle replikler denk gelir ki insana, -ki bende de bu birkaç kez denk geldi- karakterin repliğiyle o andaki kendi hayatıma dair duygu ve düşüncelerime tam da denk düşmüştü diyebilirim.

Bunca yıl dizi oyunculuğu yaptınız, Türkiye’de dizi sektörünün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet 90’lı yıllardan beri bu sektörün içindeyim. Sorunuzu birkaç açıdan değerlendirmek isterim. 2022’den 90’lı yıllara baktığımızda o zamanın teknik, ekonomik kısıtlılığı nedeniyle işler daha bir zordu gibi geliyor bana. Mesela o dönem daha çok tek kamera ile çalışılıyordu ve çalışma zamanı uzuyordu. Şimdilerde artık hep çift kamera ile çalışılıyor. Eskiden dublajlı çekimler yapılıyordu. Yani oyuncu, sette canlandırdığı rolün tamamını (sesli çekim yapılmadığı için) 1 gününü de seslendirme stüdyosunda geçiriyordu. Şimdi hemen hemen tüm çekimler yakamıza taktığımız mikrofonlarla sesli çekiliyor. Bu da oyuncunun hem doğal oynamasına hem de zamandan tasarruf etmesini sağlıyor bana göre. Set ortamları geçmişte bu kadar konforlu değildi, şimdilerde oyuncuların ve ekibin aralarda dinleneceği karavan vb. mekanlarımız oluyor. Yani daha insani imkanlar geliştirildi. Bu ve bunun gibi olumlu gelişmeleri gözlüyor ve yaşıyorum.

İmkânınız olsaydı dünya tiyatrolarından veya müzikallerinden en çok hangisinde rol almak isterdiniz? Ya da birlikte oynamayı hayal ettiğiniz bir idolünüz var mı?

Düşünüyorum da; Devlet Tiyatroları’nda bir fiil görev yaptım, gerek yabancı gerek yerli bir sürü oyunda görev aldım ve oldukça çeşitli roller canlandırdım. Bu yüzden bu konuda doygunum sanırım. Ama birlikte, keşke Genco Erkal usta ile bir oyunda oynamış olsaydım derim her zaman.

İlerisi için planlarınız neler? Sırada bekleyen gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeler var mı?

Bu aralar oyun yazmak konusunda çalışmalar yapıyorum. Kısa bir süre önce bir oyun yazdım. Bundan sonra da tiyatro ya da dizi oyunculuğunun yanı sıra oyunlar yazmayı amaçlıyorum. Yazdığım bir oyunun içinde var olmak ya da seyirci koltuğuna geçip izlemek pek hoş olur düşüncesindeyim. Bakalım zaman neler gösterecek…

Peki bu yoğun tempo arasında kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Size özel kaçamaklarınızı öğrenebilir miyiz?

Ayırmaya çalışıyorum tabii. Her gün olmasa da iki günde bir meditasyon yapıyorum. Bisiklete binmek, her mevsim yüzmek de bana mutluluk veriyor. Bolca kitap okumak ve film izlemek de iyi geliyor bana.

Sık sık seyahat eder misiniz?

Seyahat etmeyi çok severim. Ancak uzun zamandır pandemiden dolayı zaten kapalı kaldım. Bir de işlerin yoğunluğu nedeniyle istediğim sıklıkta seyahat edemiyorum maalesef.

Yurt içinde ve dışında gözde tatil lokasyonlarınız var mı?

Yurtiçinde sakin, huzur veren, neredeyse inzivaya çekildiğimi hissettiğim yerlerden biri Marmaris’in Selimiye koyu. Yurtdışına ise tatilden ziyade daha çok iş sebebiyle çıktım. Hayalim ise Yunanistan Santorini.

Okuyucularımıza tavsiye edeceğiniz unutamadığınız bir tatilinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Bir önceki sorunuzda da yanıtlamış olduğum gibi Selimiye koyu sakinlik arayanlar için çok güzel bir lokasyon. Daha aktif ve eğlenceli bir tatil arayışında olanlar için ise Bodrum’u öneririm.

 

Röportaj: Zeynep KUN | flypgs.com Magazine - Temmuz 2022

Fotoğraf: Ece OĞULTÜRK