OYUNCULUK DOKUNMAK VE DOKUNULMAKTIR
Image

OYUNCULUK DOKUNMAK VE DOKUNULMAKTIR


İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü, Laban Movement and Dance Centre (Londra), Alvin Alley Dance Company (New York) ve Feldenkrais International Training Program Wien 4’da (Viyana) dans tiyatrosu eğitimleri alan Yeşim Alıç’la oyunculuk ve oyuncular üzerinde faydalarını gördüğü Feldenkrais Metodu üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Oyunculuğu nasıl tanımlarsınız?

Oyunculuk her şeyden önce bir süreç… Dokunulmayana dokunabilmek ve dokunulur hale getirmek için bir yaratım süreci. Seyirci sadece hareket eden ve konuşan insanları görmek için izlemez filmi, o hikayenin içine dahil olur duygularıyla. İşte o gerçekliği yakaladığınızda seyircinin gözündeki görünmez olan titreşim gelir dokunur yüreğinizin en derinine. O an seyircide bir gülüştür, boğazda düğümlenen bir söz ya da bir kahkahadır. Oyunculuk dokunmaktır ona ve dokunulmaktır…

İşte burada süreç başlar oyuncu için.

Oyunculuk, yazılı metnin altındaki asıl anlamı bütünü değerlendirip sebeplendirerek bir gerçeklik yaratmaktır, bir kurgudur. Ve bu kurgu oyuncunun kendi yaşam deneyimleri, alışkanlıkları yani yaşanmış deneyim, düşünce, duygu ve his arşivi üzerine temellenir. Ancak burada en önemli nokta oyuncunun kendi alışkanlıklarını her karaktere olduğu gibi aktarması durumunda, zaman zaman duyduğumuz “hep kendini oynuyor” cümlesini kurdurur ya da ilk defa izlediğimizde ‘’ne kadar doğal’’ dediğimiz bir oyuncu 2. ,3. Filmde farklı bir karakter oynadığında aslında sadece kendi sınırları içinde kaldığını,  kendini tekrar ettiğini,  yaratıcı bir kurgulama sürecine girip yeni bir geçeklik yaratamadığını görürüz. Bir duyguyu, koşulu sadece deneyimimizde bildiğimiz gibi değerlendirmek…

Elbette oyuncunun kaynağı kendi yaşam arşividir, ancak bu arşivin eğitim ve çalışma ile genişlemesi, kendi içinde bir oyun alanı yaratabilmesi gerekir. Oyuncu düşünce, davranış, duygu ve hareket arşivinin önce ne olduğunu fark etmesi, tanımlaması, alternatif yolları teknik çalışmalarla deneyimlemesi yoluyla potansiyel arşivine ulaşır. Gündelik gerçeklik ve doğallık sahne ya da ekran önündeki doğallıktan inandırıcılık ve estetik açıdan çok faklıdır. Bu anlamda oyunculuk “süreçtir” bir sonuç değil.

Oyunculuk aynı zamanda seçimler yapabilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Özgür seçim yapabilmek de bilinçli yaklaşım ve kendini tanımayı gerektirir. Aristoteles’in dediği gibi “kendini tanı” oyuncu için de temel bir düşünme ve çalışma alanını tanımlıyor bence.

Her görünenin arkasında bir görünmeyen vardır/ Bir ben var benden içeri…

İzlediğiniz, içerideki benlerden oluşturduğum bana, sana, ona benzeyen benim kurguladığım bir gerçeklik. Öznel bir kurgu. Görünmeyenin görünür olduğu- dokunulmayanın dokunulur olduğu bir kurgu.

 

Son olarak “Yasak Elma” dizisiyle gündemdeydiniz. Buradaki rolünüzü kısaca anlatabilir misiniz?

“Yasak Elma”, seyirci kitlesi çok geniş, 5 sezondur seyirci kaybetmeden devam eden Pazartesi akşamlarının vazgeçilmez dizisi… Karakterlerin her birinin inandırıcılığı, olaylar nereye evrilirse evrilsin her değişen hikayeyi -bu da olmaz artık- diyeceğimiz olay ve ilişki örgülerini kabul etmemizi sağlıyor. 5 sezon boyunca bir diziyi seyirciyi bıktırmadan ayakta tutmak hiç kolay değil. Yaşantımızın kendi akışı bile sürekli bir değişim içermezken 5 sezon hikaye üretip yazmak gerçekten zor. Ama ‘’Yasak Elma’’ bunu oyuncuları, yapımcısı, yönetmeni, senaristi, teknik ekibi ile başarıyla sürdürüyor

Zeliha, bir boşanma avukatı. Aldığı her davayı kazanmasıyla ünlenmiş mesleğinde çok başarılı bir avukat. Ama bu yetmez gerçekliği kurgulamak gerekir. Mesleğinde başarıya ulaşmış biri her meslekte olabileceği gibi yukarıdan bakan, kelimelerinin altında benim dediğim olur diyen, küçük dağları ben yarattım edasıyla yürüyen biri olabileceği gibi, başarısının bir kaybedilmiş dava ile lekelenebileceği endişesi ile daha kaygılı, daha hızlı hareket eden, kaybetme endişesiyle karşı tarafı baskı altında tutmaya çalışan bir karakter de olabilirdi. Daha önce de yazdığım gibi bu bir kurgu, senaryodaki koşulların, ilişkide bulunduğunuz kişilerle olan konumunuz değerlendirmesiyle öznel kurgunuz. Ben kendinden emin, ne yaptığını ve nasıl yapacağını iyi bilen kaybetmek ihtimalini bile sevmeyen, ancak müvekkiline güven duygusunu verirken onu sağ duyuyla sakinleştirebilen bir karakter çizdim, elbette senaryodan aldığım donelerle…

 

Canlandırdığınız karakterler içinde şimdiye kadar sizi en çok zorlayan hangisi oldu?

Zorlandığım demeyelim ama en çok araştırma yapıp üstümde büyük bir sorumluluk hissettiğim, 1998 yılında çekilen “Cumhuriyet” filminde oynadığım İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe İnönü rolüydü. Atatürk’ün Silah arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı  İsmet İnönü’nün eşi, tarihe tanıklık etmiş bir kişilik. Türk kadınlar Birliğini kuran bir Cumhuriyet Hanımefendisi.

 

Yer alacağınız proje seçimlerinde öncelikleriniz neler? Neye göre karar veriyorsunuz?

Elbette en önemli kriter senaryo olsa da tek kriter değil. Senaryo, oyun imkanı tanıyan derinlikli bir senaryo ise ya da kurgulamaya elverişli doneler varsa yönetmen ve kadro ardından belirleyici oluyor.

 

Kabul edip veya reddedip sonrasında pişman olduğunuz roller oldu mu?

Reddetmek değil ama yıllar önce Ferzan Özpetek, çekeceği filmde başrol teklif etmişti ancak takvimimin uymaması sebebiyle oynayamamıştım. Bazen her şey tastamamdır ancak gelir bir yerde tıkanır…

 

Kendinizle bağdaştırdığınız, rolden çıkamadığınız, kendi hayatınıza da fikirlerini uyarladığınız bir karaktere hiç denk geldiniz mi?  Yoksa setten çıktığınız ya da sahneden indiğiniz anda karakteri orada bırakıp kendi hayatınıza devam edebiliyor musunuz?

 

Ah bu tanımlar… Haklısınız “rolden çıkamamak” diye bir söylencedir gider. Ancak bu tanımın bir ikizi de var: “Role girmek” Hani süslü, üstü çiçek fiyonk dolu kocaman bir hediye kutusu gelir, içinde kim bilir ne var diye heyecanlanır merak edersiniz, sonra kapağı açınca içinin boş olduğunu görürsünüz ya… İşte bu role girmek çıkmak tanımlarını aslında henüz oyunculuğu anlayıp anlamlandıramamış, yeterli donanıma henüz sahip olmayan tutkuluların can simidi olarak algılıyorum. Rol, karakter sizin tüm bilinciniz, sezgileriniz ve tekrar ederek kurguladığınız bir yapı. Ben çalışarak yapılandırdığım, gerçek olmadığını zaten bildiğim kurgusal bir karakterin nasıl olur da etkisi altında kalabilirim? Ruh sağlığımı kaybetmiş olmam gerekir. Ya Shakespeare’nin eserini oynarken Lady Macbeth’in içine girer ! ve çıkamazsam! ve Macbeth’i  beni kurtarması için bekleyip durursam, elimdeki kan lekesi ve aklımın dengesi şaşmış bir durumda akşam evde yemeği kim yapacak?..Ertesi gün sete ya da tiyatroya kim gidecek?

 

İmkânınız olsaydı hangi yönetmenin hangi filminde oynamak isterdiniz? Neden?

Yukarıda da söylediğim gibi Ferzan Özpetek ile çalışmayı o zaman da istemiştim, şimdi de çok isterim.  “Kara Melek” dizisinde de çalıştığım Zeynep Günay Tan ile tekrar çalışmak isterim.

Her iki yönetmenin de senaryoya yaklaşım biçimi ve anlatım dili beni çok etkiliyor. Samimiyet, sıcaklık ve özellikle oyuncunun psikolojik detaylarına önem veriyorlar. Ve tabii sözsüz oyunlara taktıkları taç… Benim için sözsüz oyun, repliğin, diyaloğun olmadığı yerler tılsımlıdır. Sadece bir ifade, minimal bir bakışın altında yatan anlam denizi, seyircinin nefesini tuttuğu anı yaratmak… Her iki yönetmen sessiz anlara, sözsüz oyun değerlendirmelerine olanak tanırken ne istediğini bilen ve oyuncudan nasıl alacağını bilen, doğalarında incelmiş yönetmenler.

 

İlerisi için planlarınız neler? Sırada bekleyen gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeler var mı?

Evet, şu an heyecanını fazlasıyla taşıdığım, henüz yazım aşamasında olan tek kişilik bir oyun projem var.

 

Feldenkrais workshop'larından biraz bahsedebilir misiniz? Bu fikir nasıl ortaya çıktı: Nasıl geri dönüşler aldınız? Bu çalışmalarınızı nereye taşımak istersiniz?

Feldenkrais Rus fizikçi, elektrik ve elektronik mühendisi Dr. Moshe Feldenkrais’in soyadıdır. Oluşturduğu metod soyadı ile anılır, Feldenkrais Metod (FM). Paris Sorbonne Üniversitesi’nde fizik doktorası yaparken daha sonra Radyoaktiviteyi bularak Nobel ödülü alan Madam Curie’nin başasistanlığını yapmış. Avrupa’da ilk siyah kuşak kazanan judocu olmuştur. Sporla yakından ilgilenen bir fizikçi-biliminsanı olarak kendi geçirdiği diz yaralanmasına tıpta tatmin edici bir tedavi bulamayınca kendi üzerinde çalışmaya başlamış. İki yıllık araştırma ve deneylerden sonra da yürüme yeteneğini tamamen geri kazanmayı başarmış.

Feldenkrais tekniği, duyusal motor sistemin yeniden eğitimi yoluyla hareket ve fonksiyonun kontrolünü ve koordinasyonunu vurgulayan, hareketi araç olarak kullanan farkındalık ve yeniden öğrenme metodudur. FM, bedene ve zihne, fonksiyonel hareketleri veya alışılmış eylemleri sırasında entegre olmayan veya işlevsiz olmayan vücut kısımlarını hatırlatır. Böylece, FM'de bireyler, yapılandırılmış hareketlerle kontrol ve koordinasyonunu keşfetmeleri sağlanır. Asıl mesele, sinir sisteminde alışkanlık haritası olmuş duyum-hareket-davranış haritalarını  yani tüm günlük ya da aktif kullanım şeklimiz yeniden işlevsel olarak düzenlemektir. İşte FM belirli bir yapısı olan derslerde bu haritayı sinir sisteminin kendi dilinde yeniden düzenler yani hereketle, çünkü bebekken emeklemeyi, yürümeyi vs öğrendiğimiz ilk iletişim aracımız hareket. Pek çok bel ağrısı, boyun ağrısı vs. çeken kişiye çekilen MR sonunda bir şey görünmüyor, bedeni yanlış kullandığın için ağrın var denir ve önerilen şey spor yap, kasını güçlendir olur. Ancak çoğu kez sorun zayıf olan kas da değil, diğer kasların bir bütün olarak sinir sisteminde haritalanma şeklindedir. Kası güçlendirmek alışkanlık haritasında yani hatanın kendisinde ustalaşmaktır. Sporun yerine koymak değil, daha verimli olmak için bağlantıları kurmak diyebiliriz.

Özel ihtiyaçlı çocuk ve bireylerde bilindiği gibi engel kasılan kas da değil sinir sistemindeki bir hatadır. Bu sebeple FM özellikle serebral palsili çocuklarda duyu motor sistemindeki bu bağlantıları çalışarak mükemmel sonuçlar alır, elbette ilerleme beynin ilgili bölgesindeki hasarın miktarına göre değişim gösterir. FM eğitiminden sonra Feldenkrais metod temelli özel ihtiyaçlı çocuklarla çalışma yöntemi olan JKA yaklaşımı eğitimimi de tamamladım ve insan bedeninin, sinir sisteminin muhteşem kapasitesine daha yakından şahit oldum.

Tabii FM çalışmaları sadece ağrısı veya özel ihtiyacı olan bireylerle sınırlı değil. Ben İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda öğretim görevlisiyim ve verdiğim derslere ek olarak Feldenkrais Metodu dersini açtım. Sanatçı adaylarıyla – tiyatro, opera, enstrüman- bölümleriyle çalışıyorum ve performansı arttıran etkisiyle öğrencinin daha iyi bir versiyonunu deneyimlemek, kendilik ve mevcudiyet hissi, bedende daha incelmiş duyumlar yapılan işin kalitesini de arttırıyor.

Örneğin; nefes artık günümüzde önemi kavranmış ve üzerine pek çok çalışma yapılan konu. Ancak doğru nefes almak dediğimizde ilk akla gelen diyafram nefesi. Halbuki diyafram zaten işleyişin doğal bir parçası ancak diyafram tek başına nefes işlevini üstlendiğini sanarak karnı şişirmeyi göğsümüzü hareket ettirmemek için tutmayı doğru nefes olarak algılarız. İroniktir gözümüzün önünde duran ve üstelik bilgi olarak da bildiğimiz- akciğerler solunum sistemimizdir- bilgisini unuturuz.  Diyaframın arka bölümünden bel omurlarına bağlı iki küçük uzantı ve göğüs kafesimizin ve leğen kemiklerimizin nefes ile doğrudan ve doğal bağlantısı vardır. Göğüs kafesimizin 4 yönlü esnekliğini kaybettiğinde – karnını içeride tut- zayıf görün-güçlü görün- gibi algılar bedende davranış ve anatomik değişikliğe sebep olurken biz farkında olmadan doğal işleyişi engellemiş oluruz. İşte bu yüzden yeniden öğrenme sistemidir FM. Yaş aldıkça, alışkanlıklarımız oturdukça kullanılmayan hareket kalıpları sinir sistemi tarafından elenir biz de hep aynı şekilde hareket etmeye başlarız. Algılarımız ve bedenimizi kullanım şeklimiz arasında belirli hareketlerle sinir sisteminin kendini geliştirme kapasitesi kullanılıyor. Aslında buna sinir bilimde Nöroplastisite deniyor. Kronik bel- boyun dahil olmak üzere ağrı yaşayanlar, kırk veya operasyondan sonra bedenin bütünsel bağlantısını yeniden kazanmak isteyenler, stresin sebep olduğu bedensel sıkışmalardan şikayet edenler, profesyonel sporcular dahil olmak üzere spor, yoga, pilates gibi bedensel aktivitelerde sakatlanma riskinden korunmak ya da performansı arttırmak isteyenler, daha iyi uyku, Mindfullnes çalışmalarında  FM  organik bir zemin hazırlıyor.

 

En önemli nokta, kimi bedensel pratiklerde olduğu gibi belli hareketleri yapmayı başarmak değil bedensel hareketi sinir sisteminin kendi dilinden yeniden programlamak için alternatifli yolları deneyimletmek. Tek başına farkındalık mutsuzluk getirir-  asıl mesele farkettiğim işlevsiz kullanım ve bağlantıyı yeni haritalar oluşturarak işlevsel hale getirmek. Çünkü sadece farkettiğimde yapılacak tek şey var: tersini yapmak ancak bilinçle verilen bu komut otomatik haritaya yerleşmiş alışkanlığı değiştiremez.

 

Yakın zamanda sizi en çok etkileyen kitap, film ya da dizi hangisi/hangileri oldu?

Kendini Değiştiren Beyin  - Norman Doidge | kitap,

Anne With an E | dizi

 

Sık sık seyahat eder misiniz?

Koronavirüs hastalığı sebebiyle son 3 yıldır seyahat etmesem de yazları sadece Bodrum’daki evime gidiyorum.

 

Seyahat alışkanlıklarınız veya tercihleriniz var mı?

Görmediğim ve az bilinen yerleri keşfetmek bana daha cazip geliyor. Bazı bölgelerin lezzet durağı olması, kültürel dokusu da ilgimi çeken unsurlardan.

 

Yurt içinde ve dışında gözde tatil lokasyonlarınız var mı?

Ülkemizin dört bir tarafında ayrı ayrı gezilecek şahane yerler var. Konumumuz gereği de birçok farklı kültüre yakın oluşumuz epey zengin bir seçenek sunuyor. Malum pandemi dönemi eski seyahat alışkanlıklarımızı sürdüremesek de yurt içinde mutlaka görülmesini önereceğim yerler arasında; İzmir Boncuk Köy, Şirince, Safranbolu ve Sapanca’yı sayabilirim.

 

Okuyucularımıza tavsiye edeceğiniz unutamadığınız bir tatilinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

İlk aklıma gelen yer Mardin… Şehrin kendine has bir büyüsü olması ve havası beni çok etkilemişti. İnsanlarının sıcaklığı, güneşin doğuşu, lezzetli yemekleri…

 

Röportaj: Zeynep KUN, flypgs.com Ağustos 2022

Fotoğraf: Ece OĞULTÜRK