MAHASSİNE MERABET'TEN SAMİMİ AÇIKLAMALAR
MAHASSİNE MERABET'TEN SAMİMİ AÇIKLAMALAR

MAHASSİNE MERABET'TEN SAMİMİ AÇIKLAMALAR

18-06-2026

Yaklaşık 6 yıldır Türkiye'de yaşayan Fas doğumlu oyuncu Mahassine Merabet ile
bayramların kültürler üstü sıcaklığını, Fas'ın renkli geleneklerini ve Türkiye'de hissettiği
aidiyet duygusunu konuştuk. Genç oyuncu, "İki kültürde de kendimden parçalar görüyorum,
kültür elçisi gibiyim" dedi.
Atv dizisi Kuruluş Orhan'da boy gösteren Faslı oyuncu Mahassine Merabet, yaklaşık 6 yıldır
Türkiye'de yaşıyor. Eğitim amacıyla Fas'tan İstanbul'a gelerek yüksek lisans yapan Merabet,
2022'den beri televizyon ekranlarında izleyici karşısına çıkıyor. Türkiye ile Fas arasında
kendisini kültür elçisi gibi gören Merabet'le, Türkiye'de geçirdiği bayramlarla çocukluğunun
Fas bayramları arasındaki benzerlikleri konuştuk. Ksar el-Kebir'deki çocukluk anılarından
Türkiye'de hissettiği samimiyete kadar uzanan sohbetimizde Merabet; bayram sofralarını,
nane çayı ritüellerini, geleneksel kıyafetleri ve iki kültür arasında kurduğu gönül köprüsünü
anlattı.
Mahassine Hanım, öncelikle bayramınız mübarek olsun! Tanım olarak bayram size ne ifade
ediyor?
Sizin de bayramınız mübarek olsun. Benim için bayram birlik ve aidiyet hissi demek. Günlük
hayatın temposunda bazen herkes kendi koşturmasının içinde oluyor ama bayram geldiğinde
hepimiz aile olmayı, aynı sofrada buluşmayı, birlikte olmayı yeniden hatırlıyoruz.
"DUYGULAR ORTAK"
Fas'ta geçirdiğiniz bayramlarını düşündüğünüzde, kalbinizde uyanan ilk duygu veya ilk
görüntü ne oluyor? Nasıl geçerdi bayramlar neler yapardınız?
Ben Fas'ta küçük bir şehirde, Ksar el-Kebir'de büyüdüm. Bayram sabahlarını düşündüğümde
aklıma ilk olarak sokaktaki hareketlilik geliyor. Sabah erkenden herkes hazırlanır, erkekler
bayram namazına gider, sonra ailece kurban hazırlıkları yapılır. Annemler de mutfakta yardım
eder, yani herkes el birliği içinde olur. Kahvaltıda bizim için olmazsa olmaz lezzetlerden biri
'Msemmen' olur. Sonra öğlen bayramın ilk gününe özel 'Boulfaf' yani ciğer şiş yapılır.
Akşama doğru ise bütün aile babaannemin evinde toplanır.
Bir yanınız Fas, bir yanınız artık Türkiye... Kendinizi bu iki kültürün tam ortasında bir 'kültür
elçisi' gibi hissettiğiniz oluyor mu? Bayramlar bu hissi nasıl etkiliyor?
Evet, açıkçası bazen gerçekten öyle hissediyorum. Çünkü iki kültürde de kendimden parçalar
görüyorum. Türkiye'de aile bağlarına, büyüklere saygıya verilen önem bana Fas'ı çok
hatırlatıyor. İnsanların bayramda birbirini ziyaret etmesi, sofraların paylaşılması, çocukların
heyecanı... Bunlar çok ortak duygular. O yüzden iki kültür arasında bir yabancılık değil, tam
tersine güçlü bir yakınlık hissediyorum.
Fas'ta bayram sabahları nasıl başlar? Türkiye'deki 'bayram namazı sonrası aile kahvaltısı'
geleneğine benzer ritüelleriniz var mıdır?
Kesinlikle var. Sabah çok erken başlar. Erkekler bayram namazına gider, sonra herkes evde
buluşur. Kahvaltılar hazırlanır. Bizde de bayram sabahı ailece aynı sofrada olmak çok
önemlidir. Gün boyunca ev sürekli kalabalık olur; biri gelir biri gider, akrabalar
bayramlaşmak için toplanır. O sıcaklık aslında Türkiye'ye çok benziyor.
"SAYGI KÜLTÜRÜ GÜÇLÜ"
Bizde bayram denince akla el öpme, harçlık toplama ve bayramlaşma ziyaretleri gelir. Fas'ta
büyüklerle bayramlaşma ritüelleri nasıldır, çocuklara özel ne gibi gelenekler vardır?
Aslında bahsettiğim gibi Türkiye ile çok benzer taraflarımız var. Bizde de büyüklerin eli
öpülür, çocuklara harçlık verilir. Çocukken bizim için bayramın en heyecanlı kısmı buydu
tabii. Yeni kıyafetlerimizi giyip aile büyüklerini ziyaret ederdik. O geleneksel saygı kültürü
Fas'ta da çok güçlüdür.
Fas'ta bayram günlerinde sokaklardaki atmosfer nasıldır? Türkiye'deki o sakinleşen ya da tam
tersi hareketlenen bayram coşkusuyla kıyasladığınızda neler dikkat çekici geliyor?
Fas'ta özellikle küçük şehirlerde bayram sokakta yaşanır diyebilirim. İnsanlar birbirini
mutlaka görür, herkes dışarıdadır. Bir de çocukluğumun en güzel anılarından biri sokaklardan
geçen 'Gnawa' müzisyenleri... Sabahları sokak sokak dolaşıp geleneksel müzik çalarlar. Biz
de çocuklar olarak hemen dışarı çıkıp onlarla dans eder, eğleniriz. Türkiye'de ise daha sakin
ama çok sıcak bir aile atmosferi hissediyorum. İkisinin enerjisi farklı ama duygusu aynı
bence.
BİZDE ÖNCE TATLI HAZIRLANIR
Peki ya mutfak... Biz Türkiye'de bayramı baklavasız, sarmasız, tatlısız hayal edemeyiz. Fas
bayram sofralarının 'olmazsa olmazı', başköşede yer alan lezzeti hangisidir? Bizim damak
tadımıza benziyor mu?
Kesinlikle benziyor çünkü Fas mutfağında da tatlı ve hamur işi kültürü çok güçlü. Bayram
öncesi ailece tatlı hazırlanır bizde. Özellikle babaannemin evinde yengelerim, halamlarla
beraber tatlı yaptığımız günleri hiç unutmuyorum. Bizim tatlarımızın çoğu bademlidir, en
klasiklerinden biri Kaab el Ghzal'dır. Nane çayı eşliğinde o tatlıları yemek benim için tam bir
çocukluk anısı.
Mutfakla aranız nasıl? Yemek yapar mısınız?
Mutfakla ilişkim biraz inişli çıkışlı diyebilirim. Çok fazla vakit geçirmeyi seven biri değilim
ama yemek yapmaya çalıştığımda güzel yaptığımı söylüyorlar. Fas yemeklerini burada çok
yapmıyorum çünkü hem malzeme bulmak zor olabiliyor hem de açıkçası ben yemek yemeyi,
yapmaktan biraz daha fazla seviyorum.
Fas'ın meşhur nane çayı ritüeli bayramlarda nasıl bir rol oynar? Bizim Rize çayının yerini
tutar mı?
Bizde nane çayı gerçekten sadece bir içecek değil, başlı başına bir ritüel. Özellikle
bayramlarda herkes toplandığında mutlaka hazırlanır. Tatlılarla birlikte uzun uzun içilir,
sohbet edilir. Türkiye'deki sürekli demlenen bayram çayı nasıl sohbetin bahanesiyse, Fas'ta da
nane çayı aynı sıcaklığı taşıyor diyebilirim.
"BURADA İNSANLAR SAMİMİ"
Türkiye'de eski bir 'bayramlık' geleneği vardır; yeni kıyafetler alınır ve özenle giyilir. Fas'ta
da bayramlarda geleneksel kıyafetler (Jellaba veya Kaftan gibi) giyme alışkanlığı ne kadar
yaygın?
Hâlâ çok yaygın. Özellikle bayramlarda insanlar geleneksel kıyafet giymeyi seviyor.
Kaftanlar, Jellabalar çok özel bir yere sahip. Ben de o kültürü çok seviyorum çünkü insanı
hem şık hem de ait hissettiriyor. Ama tabii modern bayram kombinleri tercih eden gençler de
çok fazla. Yani gelenekle modernlik bir arada ilerliyor diyebilirim.
Türkiye'de geçirdiğiniz bayramlarda yaşadığınız, sizi çok şaşırtan veya çok duygulandıran,
'İyi ki buradayım' dedirten bir anınız var mı?
Türkiye'ye ilk geldiğim dönemlerde beni en çok etkileyen şey insanların sahiplenici sıcaklığı
oldu. Özellikle bayramlarda insan kendini yalnız hissetmiyor. Aileniz uzakta olsa bile bir
sofraya davet edilmek, o samimiyeti görmek çok güzel bir his.
BAYRAM SOFRASINDA KALABALIK OLMAYI SEVİYORUZ
Bayramlarda ailemizle, yakınlarımızla ve sevdiklerimizle bir araya geliriz. Birlikte hazırlıklar
yaparız. Bu bayramda yine toplandık. Sabah birlikte kahvaltı masasında buluştuk.
Bahçemizde birlikte hazırlık yapıp ardından mangal yaptık. Ailece kalabalık sofralarda
buluşmayı çok severiz.