HER OYUNCU DÖNEM İŞİNİ TECRÜBE ETMELİ
HER OYUNCU DÖNEM İŞİNİ TECRÜBE ETMELİ

HER OYUNCU DÖNEM İŞİNİ TECRÜBE ETMELİ

20-02-2026

Mahassine Merabet ile bir yıl sonra yeniden buluşuyoruz... Önce çocukluğunu, ardından
Fas'tan Türkiye'ye uzanan kariyer hikayesini anlatıyor. Son dönemde adından söz ettirdiği
Kuruluş Orhan dizisini ise derinlemesine konuşuyoruz. "Çok istiyordum bir dönem dizisinde
oynamak. Projeye kabul edildiğimde telefon karşısında zıpladım" sözleriyle anlatıyor
heyecanını. Aldığı eğitimlerden bahsederken, "At biraz zorladı. Başta çok yumuşaktım ata.
Ama zamanla tamamen alıştım" diyor, Mert Yazıcıoğlu ile partnerliğini de "Sahnelerimiz çok
güzel geçiyor. Seni taşıyor sahnede. Daha güzel oynamanı sağlıyor." sözleriyle anlatıyor. Son
olarak yaptığı itiraf ise izleyenleri bir hayli şaşırtacak cinsten... Kuruluş Orhan'ın Nilüfer
Hatun'u Mahassine Merabet, Günaydın YouTube kanalında bu haftaki konuğum oldu. Hayat
hikayesinden kariyer sürecine, merak edilenlerini anlattı.
Oyuncu Mahassine Merabet, Günaydın YouTube kanalında "Yasemİnce İtiraflar"
programında Yasemin Durna'nın konuğu oldu. Kuruluş Orhan dizisiyle yakaladığı çıkışı ve
projeye kabul edildiği an yaşadığı heyecanı anlattı. Aldığı eğitimlerden at sahnelerinde
yaşadığı adaptasyon sürecine, sette öğrendiklerinden oyunculuk disiplinine kadar pek çok
başlığa değindi. Rol arkadaşı Mert Yazıcıoğlu'yla kurduğu partnerliğin sahneye yansıyan
uyumundan da bahseden oyuncu, bu sürecin kendisini hem mesleki hem de kişisel olarak
nasıl dönüştürdüğünü dile getirdi. Kendisinin bilinmeyenlerine değinmeyi de ihmal etmedi;
Türkiye'de kariyer kurma sürecine, sabırla ilerlemenin önemine ve oyunculuk yolculuğunda
yaşadığı iç kırılmalara dair yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. İşte Mahassine Merabet'in öne
çıkan itiraflarla dolu röportajının tüm detayları…
-Tam bir yıl olmuş görüşmeyeli... Nasıl geçti senin için bu bir yıl?
Güzel geçti. Yani 2025'ten bahsedecek olursak, güzel bir yıldı. Güzel şeyler oldu, kötü şeyler
oldu. Bana sabrı öğretti biraz 2025 Ama güzel, çünkü güzel sonuçlandı.
-Bir önceki röportajı ikili yapmıştık o yüzden uzun uzun sohbet etme fırsatımız olmadı. O
yüzden seni daha yakından tanıyarak başlamak isterim. Nasıl bir çocuktu Mahassine?
Yaramaz, akıllı, deli dolu… Biraz bahsetsene kendinden.
Sakin bir çocuktum ben. Akıllıydım ama çok meraklıydım da aynı zamanda. Yani çok soru
soran bir çocuktum. Kendi kendime çok konuşurdum. Güzel bir çocukluk geçirdim. Ben çok
sokakta oynadım. Çok sevdiğim bir şey. Şu an çok yapamıyor şu anki çocuklar. O yüzden
şanslı olduğumu düşünüyorum.
-Oyunculuk serüvenini pek çok kez anlattın, bizim programda da hatta. Tekrar süreci
konuşmayalım ama şunu sormak isterim; bunca yol katettin. Fas'tan Türkiye'ye uzanan
bilinmezlikler, tesadüfler ve tırnaklarınla kazıdığın bir kariyer hikayesi yazdın. Şu an senin
için "iyi ki" mi?
Tabii ki iyi ki oldu. İyi ki oldu çünkü çok mutluyum, çok huzurluyum. İstediğim hayatı
yaşıyorum. Adımlarımdan da geçtiğim süreçlerden de çok memnunum ve mutluyum. Bence
her şey yavaş yavaş ama böyle güzel bir şekilde ilerledi hayatımda. O yüzden iyi ki geldim.
İyi ki de oyuncu oldum.-Senin Fas'ta da bir oyunculuk deneyimin oldu. Türkiye ile Fas'ta oyunculuk yapmış biri
olarak ne gibi farklılıklar var arada bize biraz bahsedebilir misin?
2024 yazında Fas'ta bir dizi çektim 30 bölümlük. Şu an yayınlanıyor aynı zamanda bu arada.
Yani orada sektör daha yeni oluşmaya başladığı için daha yavaş ilerliyor. Daha az dizi, daha
az yapım. Daha böyle dediğim gibi yavaş ilerliyor. Türkiye'nin bence ilk dizi sektörüne
başladığı yılları gibi. Türkiye'de daha hızlı ilerliyor her şey çok dizi var, çok yapım var. İşte
bu anlamda farklılar. Onun dışında ikisinin de zorlukları var. Orada mesela reyting sistemi
çok yok.
-Nasıl ölçüyorlar peki?
Orada dediğim gibi çok dizi olmadığı için kanallarımız da çok az. Yani izleniyor diziler.
Burada reytinge göre dizi devam ediyor, etmiyor gibi şeyler var. Orada öyle bir şey yok. Ve
dediğim gibi orada bütün diziler 30 bölümlük. Yani 30 bölümlük dizi çekiliyor. Tamamı
çekildikten sonra yayınlanıyor. Buradaki dijital gibi. Bir yerden sonra burası gibi olur mu?
Olabilir. Çünkü yavaş yavaş onlar da kendilerini geliştirmeye çalışıyorlar.
HER OYUNCU DÖNEM İŞİNİ TECRÜBE ETMELİ
-Diziye gelelim… Kuruluş Orhan bu sezon bambaşka bir hikaye yazıyor. Osman'dan Orhan'a
uzanan bu yeni hikayede seni çok güçlü bir karakter ile izliyoruz. İlk teklif geldiğinde ne
hissettin?
Daha önce de bunu belki konuşmuşuzdur. Çok istiyordum bir dönem dizisinde oynamak.
Bunu her seferinde dile getirdim. İçimden çok istedim. Ondan belki olmuştur. Bence her
oyuncunun tecrübe etmesi gereken bir proje, bir dönem dizisi. O anlamda işte at binmeyi
öğrendik. Ok, kılıç… Çok güzel bir eğitimden geçtik. Çok yoğun çalıştık. Yani güzel bir iş,
çok güzel gidiyor çok memnunum. Setimiz çok güzel, oyuncu kadromuz inanılmaz güzel.
-Onaylandığını öğrendiğinde ne tepki verdin peki?
Tümay hoca, menajerim beni görüntülü aradı. Başka şehirdeydi çünkü. Böyle zıpladım
telefon karşısında (gülüyor). Çok güzeldi, çok güzel bir andı. Hala da çok mutluyum yani
çünkü çok güzel gidiyor.
PLATODAN ÇIKANA KADAR O DÖNEMDE HİSSEDİYORUM
-Set arkasını anlatır mısın bize biraz?
Çok çalışıyoruz ya. Hepimiz çok çalışıyoruz. Çünkü ciddiye alınması gereken bir iş. Bence
normal bir diziden bir tık daha ciddiye alınması gereken bir iş. Esaret'te kamera arkamda
hatırlarsan eğer çok neşeli, çok hareketli vesaireydik. Yine öyleyiz, yine tabii ki enerjimiz
yerinde ama bir tık daha ciddi. Çünkü gerçekten canlandırdığımız karakterler çok önemli.
Başta biraz tuhaf hissediyorsun. Ama sete gidince o ambiyans, o bizim oba, çadırlar…
Gerçekten oradaymışız gibi hissediyorsun. Hani bir sahne çektik oturuyoruz mesela bir yerde.Köz var ya, közle falan ısınıyoruz. Her şey çok gerçekçi. Setin içindeyken, platonun
içindeyken, tamamen çıkana kadar o dönemde gibisin. Güzel, büyülü bir ortam.
SAHNELERDE EN ÇOK AT ZORLUYOR
-At, kılıç, ok… En çok hangisi zorladı seni?
At tabii. At biraz daha zorluyor. Kılıçta koreografiyi öğrenince rahatız ama tabii ki ona da çok
pratik yapmak gerekiyor. Hızlı yapabilmek için ve karşındaki kişiye zarar vermemek için.
Elbette kendine de zarar vermemek için. Ben başta mesela kılıç sallarken kendime
vuruyordum falan eğitimde. Kafama kaç kere vurmuşluğum var (gülüyor). Ama en çok tabii
ki at çünkü o bir canlı. Hem ne yapacağı belli olmuyor hem de yazık hani. Başta mesela çok
yumuşaktım ata. Bana diyorlar ki "Bu kadar yumuşak olmaman lazım. Atın seni hissetmesi
lazım. Senin onu yönetmen gerekiyor." Ben vurmak istemiyordum canı acıyordur diye. Ama
zamanla tamamen gidiyor onlar, alışıyorsun.
MERT DAHA GÜZEL OYNAMAMI SAĞLIYOR, GÜZEL BİR UYUM YAKALADIK
-Mert Yazıcıoğlu ile hikayeniz çok sevildi. Mert nasıl bir partner, birlikte çalışmak nasıl bir
duygu?
Mert çok iyi bir insan, çok çalışkan bir oyuncu, çok disiplinli. Sahnelerimiz çok güzel geçiyor
Mert'le, güzel bir uyum yakaladık bence. Yani enerjisi sahnede çok güzel, insanı böyle iyi
hissettiriyor. Bir de seni taşıyor sahnede. Daha güzel oynamanı sağlıyor. Destekliyor güzel bir
şekilde. Çünkü benden çok daha fazla tecrübesi var. Güzel geçiyor onunla setimizi ya
sahnelerimizi beğeniyorum ben.
-Sadece Mert değil aslında pek çok iyi isimle birlikte çalışıyorsun. Set arkasında neler
yaşanıyor, nasıl bir ortam var merak ediyorum…
-Dönem dizisinde oynamanın zorluğunu artık bilmeyen yoktur sanırım. At binmek, ok atmak,
kılıç kullanmak derken zorlayıcı ve yorucu pek çok sahne çekiyorsunuz. Bu sahneler
kostümlerle birleşince zorluk seviyesi bir hayli artıyor. Senin bu süreçte yaşadığın zorluklar
neler oldu?
-Kuruluş Orhan dünya çapında yayınlanan ve sevilen bir iş. Hal böyle olunca hayran kitlesi de
geniş oluyor. Sen diziye dahil olduktan sonra nasıl dönüşler aldın, alıyorsun?
Çok güzel dönüşler aldım. Şimdi Esaret ile yine yurt dışında izleniyorduk ama Kuruluş serisi
gerçekten inanılmaz izlendi. Sırf Kuruluş Orhan'a başladığım için bir sürü Fas'tan yazanlar
oldu "Çok gurur duyuyoruz" vesaire gibi. Arap olmamdan dolayı Arap ülkelerinden yazanlar
oldu. Güzel mesajlar geliyor. Ben de elimden geleni yapıyorum güzel canlandırmak ve güzel
bir imaj vermek için. Güzel ama benim genel olarak dönüşler.
BU İŞİN EN BÜYÜK ZORLUĞU BEKLEMEK
-Peki biraz da oyunculuktan ve bilinmeyenlerinden bahsedelim… Oyunculuğa dair pek çok
şey konuştuk. Bu meslekte umduğunu bulabildin mi?Ya buldum. Şöyle buldum, ben şu an çok mutlu hissediyorum kendimi. Çok iyi hissediyorum.
O yüzden bana iyi geliyor diye düşünüyorum. Dediğim gibi ben çocukluğumda da böyle çok
hayal kuran, kendi kendime konuşan, böyle kafamda bir şeyler hayal eden, karakterler
oluşturan bir çocuktum. Daha önce de söylemiştim ya oyunculuk gibi bir amacım yoktu, ama
düşündüğüm zaman çocukluğumda vardı aslında ama farkında değildim. O yüzden şu an
mutluyum ve memnunum. Tabii ki dediğin gibi zorlukları çok var. En büyük zorluğu da
belirsizlik bence. Onu da ufak yaşadım Esaret bittikten sonra. Yani "Ne yapacağım, olacak
mı?" diye. Ki ben şanslı olanlardanım. Onu da söyleyeyim çünkü gerçekten şanslıyım bence.
Ama evet yani zor bir meslek oyunculuk, çok kolay bir meslek değil.
-Zorluklardan gidiyoruz bugün. Dizi ve sektörün ardından bu soruyu sana da sormadan
geçmeyeyim… Mahassine zor biri midir peki? Ya da en zor yanı nedir?
Bence zor değilim ya ben. Zor biri değilim. Tabii ki benim de huysuzluklarım var ama zor bir
insan olduğumu düşünmüyorum. Çok uyumlu bir insanım. Herkesle uyum sağlayabilecek bir
insanım.
KONTROLCÜLÜĞÜMÜ VE KENDİME YÜKLENME HALİMİ DEĞİŞTİRMEK
İSTERDİM
-Kendinde bir özelliği değiştirmen gerekse bu ne olurdu?
İki şeyi değiştirmek isterdim biliyor musun? Bir tanesi kontrolcülük. Kontrolcü yanım var
benim. Her şeye böyle hakim olma halim inanılmaz yoruyor. Sadece işime bakmak isterdim.
Mesela bir arkadaşımın sorunu olsa benim derdimmiş gibi dertleniyorum. Onun dışında işte
sette bile her şeye hakim olayım istiyorum. Oyuncunun repliklerine bile takılıyorum gibi
şeyler. Bunu değiştirmek isterdim. Bir de kendime çok yükleniyorum. Ama bazen,
dönemlerim var. Bazen kendimi çok seviyorum. Bazen de kendime hiç acımıyorum "Ya sen
bunu nasıl yapmazsın? Sen bunu nasıl böyle kötü yaparsın?" falan gibi şeyler. Bunu yapmak
istemiyorum kendime.
-Kendini izleyip mi eleştiriyorsun mesela? Sahnelerinle mi ilgili yani bu daha çok?
Normal hayatta da kendime çok yükleniyorum. Çok sorumluluk alıyorum. Bazen diyorum ki
"Bu kadar da yapmasan mı? Kendini mi düşünsen biraz?" falan o anlamda yüklenmek.
-Kişisel özelliklerinin yanı sıra fiziksel güzelliğine de değinmeden geçmeyelim. Sosyal
medyada seçilen en güzel oyuncular arasındaki o anketlerde adın hep yer alıyor… Senin bir
güzellik sırrın var mı?
Hiçbir sırrım yok. Rutin olarak sadece yatmadan makyajımı siliyorum. Hiç makyajla yatmam.
Onun dışında kış olduğu için cildimi güzel nemlendirmeye çalışıyorum. O kadar. Onun
dışında herhangi bir şey yok.-Estetik hakkındaki düşüncelerini de merak ediyorum. Estetiğin var mıydı senin?
Yok. Ben doğal halimi seviyorum. Ama herkes özgür, isteyen yapabilir. Ben sadece böyle
tercih ediyorum.
KEŞKE ESTETİK YÜZÜNDEN KADINLAR BİRBİRİNE BENZEMESEYDİ
-Oyuncuların mimik oynamayacak derecede yaptırdığı estetikler biraz rahatsız ediyor
seyirciyi…
Yani bilmiyorum bunu göz önünde bulunduruyorlar mı oyuncular yaparken ama bence dikkat
etmeliler o anlamda. Çünkü dediğin gibi bizim işimiz bu. Mesela bakıyorum eski filmlere çok
böyle farklı tarzlarda farklı farklı güzellikler vardı. Monica Bellucci'ler, Julia Roberts'ler
falan. Herkesin kendine has bir özelliği ve güzelliği vardı. Tabii ki hala çok güzel
kadınlarımız. Türk kızları gerçekten çok güzel. Arap kadınları da aynı şekilde. Ama dediğin
gibi estetikten dolayı bir tık bir benzemeye başladık mı? Evet, benzemeye başladılar gibi o
mesela olmasaydı keşke diyorum. Ama tabii ki herkes özgür. Nasıl kendini mutlu
hissediyorsa...
-Yoğun bir hayatın var. Kariyer yolculuğun hayatının büyük bir kısmını kaplıyor muhtemelen.
Özel hayatını yönetmekte başarılı mısın peki?
Evet evet. Ben zaten bir günlük diziden çıktığım için ne kadar yoğun olursa olsun şu an,
benim eski yoğunluğum değil yani. Orada zaten ben çok alıştım tek gün repoyla yaşamaya 3
yıl boyunca. O yüzden şu an ben çok rahatım ya. Güzel bir arkadaş grubum var. İşte kendimce
aktiviteler yapıyorum. Tenise gidiyorum, şan dersime bayağı oldu gitmeyeli ama ona gitmem
lazım. Boşluk buldukça çiftliğe gidiyorum, at biniyorum. Güzel zaman ayırabiliyorum
sevdiklerime ve kendime.
BİR AİLE KURMAYI VE ANNE OLMAYI ÇOK İSTİYORUM
-Kariyerinde bu kadar istikrarlı bir şekilde ilerlerken özel hayatında hayalini kurduğun bir
tablo var mı? Evlilik, çocuk, belki bambaşka bir hayat… Gelecek planların arasında neler var
özetle.
Bilen bilir ki ben anne olmayı çok istiyorum. O yüzden tabii ki gelecekte planım evlenmek,
bir aile kurmak ve anne olmak inşallah Allah nasip ederse. Yani öyle tabi ki kariyerim şu an
benim için çok önemli. Ama istediğim bir yere geldikten sonra hayalim bir aile kurup, güzel
bir çocuk annesi olup sonra kariyerime tabii ki devam etmek.
PROJEYE SEÇİLMEK İÇİN "KORKMUYORUM" DEDİM AMA…
-Son olarak bize programın adına yakışır (Yasemİnce İtiraflar) ince bir itirafta bulunur
musun?
İlk başta diziyle konuşurken görüşürken bana "Attan korkuyor musun? Hani eğer korkuyorsan
sorun ama korkmuyorsan biz hallediyoruz zaten eğitmenlerimizle çalıştırıyoruz" dediler. Ben
çok korkuyordum Yasemin. Aşırı korkuyordum. Hatta daha önceki dizimde birkaç tanesahnem vardı atla. Oradaki kamera arkasını daha önce izleyenler biliyor ne kadar
korktuğumu, böyle aramda bir metre falan duruyorum atla. Böyle dokunamıyorum
korkuyorum ve içim falan ürperiyor falan sesleri duyunca, o kadar korkuyordum. Ama "Hayır
ya korkmuyorum, ben çok seviyorum atları. Daha önce bindim ben önceki dizimde" dedim.
Sonra eğitimde korkmuyormuş gibi de yapmam gerekiyordu. Ne yapayım içimden
korkuyorum ama korkmuyormuş gibi yapmaya çalıştım ama oradaki arkadaşların hepsi "Sen
korkuyordun eğitiminde" falan dediler. Anlamışlardı yani ama iyi ki öyle demişim. Çünkü
artık alıştım da aştım korkumu. Şimdi çok seviyorum.
Röportaj: Yasemin Durna