ERDEM KAYNARCA KUN MAGAZINE YENİ SAYISINDA
ERDEM KAYNARCA KUN MAGAZINE YENİ SAYISINDA

ERDEM KAYNARCA KUN MAGAZINE YENİ SAYISINDA

25-01-2026

2025’in son çeyreğinde Netflix’in sevilen filmleri arasında yer alan Lefter’in başrol oyuncusu
Erdem Kaynarca, oynadığı rol ve son zamanlarda sahnelediği iki tiyatro oyunuyla takip ettiğimiz
isimlerden. Erdem ile hem Lefter rolüne hazırlık sürecini hem de bu yoğun temponun kendisini
nasıl etkilediğini konuştuk. Erdem sahnede ve kamera karşısında kalmanın motivasyonunu
sağlıyor. Meslek hayatı süresince de onu hep sahnede ve ekranlarda göreceğimiz kesin. Kış
sayımız için buluştuğumuz Loft9’da da bunun böyle olacağına bir kez daha emin oluyorum.
Çekimi ve röportajı okuyunca demek istediklerim daha net anlayacaksınız.
Geçtiğimiz ay Lefter filmi Netflix’te vizyona girdi. Sizde orada Lefter’i canlandırdınız. Böyle bir
rol ile bir oyuncu olarak nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?
5 ay boyunca o dönemlerde bir futbolcu nasıl yaşıyorsa öyle yaşadım. Saygı değer hocalarla
çalıştım. Her gün sabah işimden gücümden 3 saat erken kalkıp evde top oynadım. Lefter’i çok
araştırdım. Ailesi ile konuştum. Lefter kitabının yazarı ve filmin danışmanlarından olan Haluk
Hergün ile temas halindeydim. Lefter’in aksanını ve onun yıllar içindeki değişimini çalıştım.
Bütün bunları sindirip, içimdeki Lefter’i bulum, onun hikayesini en iyi şekilde anlatmaya
çalıştım.
Psikolojik veya sorumluluk açısından ağır geldiği zamanlar oldu mu?
Büyük bir sorumluluk. Ama ağır geldi diyemem. Yapamayacağımı düşünsem kabul etmezdim.
Aslında İstanbul’da yaşıyor olmamıza rağmen bence Adalar’a çok nadir gidiyoruz. Sizin filmden
önce Adalar ile bağınız nasıldı?
Lise dönemlerim geliyor aklıma ada deyince. O zamanlar çok giderdik. Piknikler, bisiklet
sürmeler. Adalar benim için gençlik günleri demek. Her gittiğimde o günlerin heyecanı,
gençliğimin hisleri dolar içime.
Lefter gerek aile gerek kariyer yönünden zorluklar yaşayan ama pes etmemiş biri. Siz bu
zorlukları yaşasanız yolculuğunuza devam eder miydiniz?
Evet ederdim. Ne olursa olsun yoluma devam edebilmek benim mottolarımdandır. Lefter’le bu
konuda benziyor da.
Tiyatro size ne ifade ediyor?
Gündelik hayatta çoğu zaman kendimizi, gerçeğimizi içimizden geldiği şekilde dolu dolu
yaşayamayız. Kavgalarımız bile tam istediğimiz gibi olamaz çoğu zaman. Tiyatro ideal şekilde
yapıldığında hakikati gösterir insana. Kendinle yüzleşirsin iyi bir oyunda. İyi bir tiyatro oyunu
insanı değiştirme gücüne sahiptir. Buna hizmet etmeye bayılıyorum.
Bu yıl Muhammed Ali oyunuyla Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın Erkek Oyuncusu”
ödülünü aldınız. Sizce ödüller motivasyon mu yoksa başarının taçlandırılması mıdır?
Alanında uzaman bir grup insanın değerlendirmesi sonunda alınır ödül. Görecelidir. Çok önem
vermeye gerek yok bence. Bilirkişilerin seni onaylaması çok güzel bir devam etme
motivasyonu. Ama almamış olmak da seni başarısız kılmaz.
İkinci oyununuz olan Arşimet Prensibi’nde nasıl bir karaktere hayat veriyorsunuz?
Yüzme dersleri veren bir havuzda çalışan, yüzme koçunu oynuyorum. Oyunda ispatı olmayan bir
suç şüphesinin mağduru, şüpheliyi ve etrafındakileri nasıl etkilediğini çok çarpıcı bir şekilde
izliyoruz. Sert bir oyun olduğunu söyleyebilirim.
Oyunda “Klavye bu çağın giyotinidir.” Diye bir söz var. Sizce bu söz bize ne anlatıyor?
Bu söz bana dijital çağın hem özgürleştirici hem de yıkıcı yanını hatırlatıyor. Bir tuşla hayatlar
değişebiliyor. Bu da sorumluluk bilincini beraberinde getiriyor.Şimdi yeni bir dijital diziye başlıyorsunuz. Orada nasıl bir karakter ve hikaye bizi bekliyor?
Hakkında çok konuşamam ama daha önce pek denenmemiş şeyler deniyoruz. Çok sürprizli
bilimkurgu bir iş diyebilirim kısaca.
Aslında ilk işlerinizden bu zamana hiçbir dönem tiyatroya ara vermediğinizi görüyorum. Bu
bilinçli yaptığınız bir şey mi yoksa tesadüf diyebilir miyiz?
Kesinlikle bilinçli yaptığım bir şey. İnsan tesadüfen her sezon 2-3 oyunda aynı anda oynayamaz
neticede:) Bunu hayatım boyunca da böyle devam ettirmek istiyorum. Bana ve başkalarına iyi
gelebildiğimi düşünüyorum bunu yaparak. Çok zor oluyor bazen. Özellikle ilk yıllarda zordu.
Çünkü tiyatro çok fazla maddi getirisi olan bir şey değil. Ama manevi getirileri her şeyi
karşılıyor benim adıma.
Kendi dünyanızı nasıl tanımlarsınız?
Çok renkli, çok hareketli, çok sade ve çok sakin. Bunların dengesinde bir uçtan öbür uca gidiyor
diyebilirim. Bundan da mutluyum. Akışta olmaya çalışıyorum hep. Yaptığım şeyle hemhâl olup
onu yapmak peşindeyim genelde.
Kamera önünde veya sahnedeki Erdem Kaynarca dışında kendi ile baş başa kalmış bir Erdem
nasıldır?
Ben her yerde kendim olmaya çalışıyorum. Mecrasına göre minik otosansürlerim oluyordur
elbet. Ama çabam, nerde olursam olayım olabildiğince içimden geldiği gibi davranmak.
2025 yılına son bir söz söyleyecek olsanız ne söylemek isterdiniz?
Bu kadar güzel ve bu kadar kötü bir sene az bulunur herhalde. Kendine iyi bak. Demek isterdim.
Bu kadar yoğun bir tempoda kendinize nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Yaptığım iş yapmak istediğim şey olduğu için. İşimi yaparken kendimi yaşayabiliyorum. Oyun
oynamak benim en eğlendiğim aktivite hayatta. Bu yüzden kendime çok vakit ayıramıyorum.
Röportaj: Kun Magazine 2026, Timur Can Ersoy