Oyunculuk, hayata rağmen hayatı yaşayabilmek
Image

Oyunculuk, hayata rağmen hayatı yaşayabilmek


Hem yazıp hem oynadığı “Şifa Niyetine” ve “Ortadaki Oyun” adlı tiyatro eserlerinden

tanıdığımız Veysel Diker’le oyunculuk ve Türkiye’deki tiyatro ortamı üzerine keyifli bir

sohbet gerçekleştirdik.

Oyunculuğu nasıl tanımlarsınız?

Oyunculuk, hayata rağmen hayatı yaşayabilmek oyunculuk içinde bulunduğun doğal duygu

durumuna müdahale edip istediğiniz duyguyu kendinize yaşatıyor olma halinizdir.

Oyunculuk, hayat simülasyonu, oyunculuk gerçeği kırıp kendi gerçeğinizi yaratma süreci,

oyunculuk hayatı anlayıp hayata yön verme sürecinde görev almak, oyunculuk hayat

farkındalığı yaratmak, oyunculuk sosyal anatomi dersinde görev almak, oyunculuk mutluluk,

oyunculuk yıpratıcı…

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Lise ikinci sınıfta; silik, sessiz, sivilceli bir ergenken rastgele okulun tiyatro grubuna

girmiştim. Bir oyunda oynadıktan sonra sahneye çıkıp alkış almanın verdiği mutluluk ve

ertesi gün okulda okulun en güzel kızının gelip bana aşk mektubu vermesi ile tiyatro

serüvenim başlamış oldu. O günden sonra bir daha asla tiyatroyu bırakmadım.

En son rol aldığınız tiyatro oyunlarından ve buradaki rollerinizden kısaca anlatabilir misiniz?

Sekiz yıldır oynadığımız “Şifa Niyetine” adlı oyunumuz Altan Erkekli hocamla birlikte ve

yine Altan hocayla birlikte oynadığımız “Ortadaki Oyun” adlı benim yazdığım eserlerde yer

almaktayım. Her saniyesinden, her repliğinden olağanüstü haz duyduğum, keyif aldığım bir

yolculuk. Kendi yazıp oynuyor olma halim de çok daha başka bir duygu yaşatıyor.

Mesleğimin belki de en güzel yıllarını yaşadığım dönemdeyim diyebilirim… Bu iki oyunda

da baz aldığımız samimi oyuncu olma hali rolleri oynamada, seyirciye aktarmada muhteşem

sonuçlar doğurmakta ve doğurmaya da devam etmekte.

Provalar sırasında sizi şaşırtan veya etkileyen bir olay oldu mu? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Lisede başlayan libidosal tiyatro yolculuğum 1988 yılında Altan hocayı İzmir’de fuarda

“Yusuf ile Menofis” adlı oyunda izlerken zihinsel bir sürece çevrilmişti. Hocayla 93 yılında

Ankara Üniversitesi DTCF tiyatro bölümünde karşılaştık, yıllar sonra aynı dizide oynarken

hocaya bu tekliflerle gitmiştim ve kabul etmişti. Yıllardır da oynuyoruz ve hiçbir zaman

hiçbir provada veya oyunda abes bir durum olmadı. Yıllardan beri getirdiğimiz ilişkimizin

sahneye olağanüstü yansımasının keyfini çıkarıyoruz.

Yer alacağınız proje seçimlerinde öncelikleriniz neler? Neye göre karar veriyorsunuz?

Bu konuda şöyle bir şey söyleyebilirim; projeleri ben yazdığım ve tasarladığım için genelde

içimden geçenleri sahneye yansıtmak istediklerim olarak seçiyorum bu da pek bulunabilir bir

özgürlük değil maalesef bizim iş piyasasında. Bu yönden de kendimi çok şanslı ve mutlu

hissediyorum.

Türkiye’de tiyatro oyunlarının ve izleyicisinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dediğim gibi yıllardır sahnedeyim, birçok farklı içeriğe sahip oyunlar oynadım. Tabii eskisi

gibi seyirci sayısı yok maalesef hem ekonomik açıdan hem de televizyonların caydırıcılığı

tiyatro seyircisi üzerinde negatif etki oluşturmakta. Yine de gittiğimiz her şehirde en azından

bir seans dolduracak seyirci buluyoruz. Çok değerli bir kitle olmuş oluyor bizim için, umarım

artarak devam eder.

İmkânınız olsaydı hangi eseri sahnelemek isterdiniz? Hayalini kurduğunuz bir rol var mı?

Yukarıda da dediğim gibi içimden geçen projeleri hayal ettiklerimi zaten yapıyorum ama

uçma imkanım olsaydı ekonomiyi düşünmeden seyirci sayısını düşünmeden Antigone

oyununu sahnelemek isterdim.

İlerisi için planlarınız neler?

Evet var. Hayalini kurduğum ve sonrasında heyecanla ve mutlulukla yazdığım hali hazırda

çekime hazır dört tane sinema filmi projem var. Hem oyuncu hem de senarist olarak içinde

olacağım bu projelerin yönetmenliğini de yapmak istiyorum. Umarım en yakın zamanda

çekebilirim, hayalini kurduğum bu filmlerin perdede olmasını çok ama çok isterim.

Bu yoğun tempo arasında kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Size özel kaçamaklarınızı

öğrenebilir miyiz?

Ayırmaya çalışıyorum. Evde yalnız fantastik veya tarihi filmler izlemeyi çok severim. Deniz

tatilini çok severim ama ben genellikle uzun saatler mutfakta yemek yapmayı her şeyden çok

severim. Belki de en dinlendiğim ve en mutlu olduğum an olduğunu söyleyebilirim..

Yakın zamanda sizi en çok etkileyen kitap, film ya da dizi hangisi/hangileri oldu?

Genelde oyun kitapları okurum ve dizi film olarak ise İskandinav işlerini izlemeyi seviyorum.

Sık sık seyahat eder misiniz?

Evet yurtiçi ve yurtdışı sık sık seyahatlerim oluyor. Burada da açıkça söyleyeyim en çok

Pegasus’u tercih ediyorum. Hem tiyatrocu birisinin bütçesine en uygun bilet fiyatlarını hem

de her yere istediğin zaman sefer alternatiflerini bulabiliyorum. Hiç sıkıntı yaşamadan

aplikasyon üzerinden bilet almam işimi epey kolaylaştırıyor.

Yurt içinde ve dışında gözde tatil lokasyonlarınız var mı? Yoksa unutamadığınız bir tatilinizi

okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

Şöyle ki, iş gereği birçok yere gidiyorum ama ülkemizin güneyine gittiğimizde özellikle

Adana’daki kebap partilerinden ruhum ve bedenim doymuş olarak dönmek bir terapi

niteliğinde oluyor. Avrupa’ya Almanya’ya çok gidiyorum bu seyahatlerimizin çoğunu

turneler kapsadığı için o şehrin insanlarıyla sıcak ilişkiler kurmak, tanışık olmak, oyun

aracılığıyla iletişim kurmak beni en mutlu eden anlar oluyor.