MOR AYRICALIKLI BİR RENK
Image

MOR AYRICALIKLI BİR RENK


Seni hiç tanımayanlara kendini biraz anlatmanı isteyeceğim ama bir özgeçmiş gibi değil de; bir komedyenin ağzından olmasını rica edeceğim.. :)

1-  Murat, hiç dışardan göründüğü gibi olmayan aşırı gıcık birisi bana göre. İnsanları sinir etmeye bayılıyor. Eee tabi komedyenlikten dolayı da insanlar komik ve neşeli bir insan olarak hayal ediyor. Aslında çoğu zaman öyle değilim. Sadece havamda olduğumda ve ortamımı bulduğumda diyeyim. Yalnızlığı çok seven ya da kimi zaman insanlara katlanamayan biriyim. İkisinden birisi ama bilmiyorum. İnsanlar çok samimiyetsiz geliyor bana. Sanki düşündüklerini değil de söylemeleri gerekeni konuşuyolar gibi. Ama samimi olduğum insanlarla da çok uzun arkadaşlıklarım olur. Hayatımda 3-5 kişi vardır hepsi de en az 15 senedir arkadaşımdır.  Bir de haddinden fazla şefkatli. Fazla ama.  Bazen sokakta bir dilenci görsem 5 -6 kere döner döner önünden geçerim gerçekten ihtiyaç sahibi mi diye bakarım. Sokakta bir kız çocuk düşse ağlarım mesela. Neden bilmiyorum biraz arebesk yapım var. Ah o küçük Emrah çocukluğumuzu yedi.

Nasıl bir kırılma anı ile içinde olanı kitlelere açmaya karar verdin? Nerede mor’a çaldı hayatın?

2- Aslında ilk zamanlar hiç istemiyordum desem inanır mısınız? Bana çok saçma ve avam geliyordu sosyal medyada mizah yapmak. Örnekleri kötüydü çünkü. Tiyatromda çalışan asistanlarımdan birisi sürekli abi sen kesin gitmelisin diyordu. Bir dönem tiyatro işleri sekteye uğrayınca.. (2016) Denemek istedim ve oldu. Güzel mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. Eski samimiyetim kalmadı. Üretkenliğim kalmadı. Malesef sizi sürekli tüketen bir alan sosyal medya ve her anınızı alıyor.

Çok sık soruluyordur tabii ama neden “mor” sorusunu sormadan da geçmek istemem...

Mor, çok özel gelmiyor mu size de? Sanki ayrıcalıklı gibi... Ve o dönem için daha bu kadar popüler de değildi. Benimle birlikte çok popüler oldu desem Türkiye’de yanlış olmaz sanırım. Ya da akım öyle gelişti. Bilemiyorum.  Ben kimseye ait ya da yandaş değilim. Dünya görüşüm çok bağımsız. O yüzden hiçbir şeye ait olmayan sadece beni temsil eden bir renk olmak istedim. Ondan dolayı mor. Dünyada bayraklarda olmaya tek renk. Ve ne kadını ne erkeği yansıtmıyor..

Astroloji ve astrologlarla Murat’ın arası nasıl? Yıldız haritana falan baktırıyor musun? Seni takip edip, yorum yazan astrologlar var mı?

Beni takip edip yazan çok astrolog var. Çok ünlüleri de var aralarında. Yıldız haritama baktırmıyorum. Ben hayatta yaşadığım ya da yaşayacağım şeyleri bir şeylere bağlamayı sevmiyorum.  Bu beni gereksiz bir suçu üzerinden atmaya sevkediyor gibi. Astrolojiye insan karakterindeki etkileri bakımından çok inanıyorum, ama son dönemde çıkan ne yazık ki ben demiştimci kahin astrologlara karşı tavırlıyım.  Astroloji, bizim çocukluktan beri gazetenin ortasını açıp o sınıftaki aşık olduğumuz kız bizi sevecek mi diye okuduğumuz eğlence yapısından çıkarıp hayatın en keskin ve net bilgisi haline getirmek bana uymuyor.  Ama doğrudur değildir bunu tartışmıyorum. Sadece gerek var mı diyorum? Kaçımız önceden biliyoruz diye hayatımızı şekillendiriyoruz ki zaten..

Dijitalleşen dünyayla birlikte ünlü olma kavramı değişti. Bizim klasik olarak benimsediğimiz haliyle “ünlü” olmak için dijital ortama içerik üretmek sence bir basamak mı oldu? Dijital dünyanın kakafonisi ile ilgili neler söylemek istersin?

Artık ünlü olmak diye bir şey yok.  Artık basit, değersiz ve öngörülemez. Aslında biraz halk devrimi gibi bir şey. Yıllarca  Unkapanı’nda, Mecidiyeköy’de, Cihangir’de şöhret olmak için kuyruklarda bekleyen insanlar kendi platformlarını kurdu ve sizin sisteminize ihtiyacımız yok dedi.  Herkesin ünlü olduğu yerde kimse ünlü değildir. Şimdi ünlülük değil popüler olmak var. İyi mi kötü mü bunu bilmiyorum. 20 yılı aşkındır tiyatro yapıyorum ama insanlar beni Instagram’dan tanıyorlar. Ağlasam mı? Sevinsem mi?

Hesabının çalınması, takipçi kaybetmek, yeni çıkan fenomenler, varolduğun platformun çökmesi vs. Bir fenomenin en büyük korkulu rüyası nedir?

Hiç birisi değil. Beğeni, beğeni, beğeni ya da etkileşim. Bu bir nevi alkış. Ne kadar çok insanın izlemesi değil ne kadar kişinin sizi alkışladığı önemli. Fazla beğeni, yorum  alıyorsanız o platformlar sizi ön plana çıkarıp büyütüyor. İnsanların size olan sevgisi eşittir beğeni sayısı bu dönemde. Ama maalesef beğeni almak için insanlar kendileri gibi olmaktan korkuyorlar. Yalan ve samimiyetsiz oluyorlar. Şunu neden yapmıyorsun dediğinde ‘onu yaparsam takipçi gider’ korkusu. Benim öyle korkum yok, yaranmaya çalışmıyorum. O yüzden de gün ve gün azalıyor takipçi. Önemli mi? Hayır. Çünkü. Sahte bir dünyanın kralı olmaktansa gerçeklerin  hizmetçisi olmak daha iyidir .

Kendinle ilgili fenomen olmaktan daha çok oyunculuğunun altını çizmek istiyorsun gibi... Oyunculuk ile ilgili katettiğin yollardan, hayallerinden biraz bahsedebilir misin? Sanırım bir tiyatro ekibin var...

Zaten fenomenliğe başlama amacım insanları tiyatroya çekmekti. Sevdirmekti. Çok ciddi bir kitle için de bu isteğimi gerçekleştirdim diyebiliriz. Benim için sahne hastalık gibi. Yazmaktan oynamaktan yönetmekten inanılmaz zevk alıyorum. Ölene kadar da inşallah sahnede olmak istiyorum. Dizilerde de oynadım. Sinema filmim de oldu. Artık güzel bir dizide de tekrar rol almak isterim.  Ama bu işlerin vakti belli olmuyor. Bir de sosyal medya biraz bunu engelliyor. Ben abartılı tiplemeler yaptığım için TV sektörü beni öyle tanıyor.

Birçok enstrüman çalabildiğini duydum. Müzikle olan ilişkinden biraz bahseder misin?

Ney, bağlama, piyano, darbuka. Ama hepsi için giriş seviyesi. Aslında kendimi rahatlatmak için. Bir iddiam hiç yok. Sahnede bu donanımlar çok işime yarıyor. Bir oyuncunun mutlaka müzik kulağı olması lazım. Bu saydığım enstrümanları kimse bana öğretmedi hepsini kendi denemelerimle öğrendim.

Pandemi dönemi sonrası yapmak için can attığın 3 şey nedir?

Tiyatro, tiyatro, tiyatro. Başka hiçbir şey yok. İlk kez bu kadar ayrı kaldım. Kendimi işe yaramaz hissettiriyor tiyatronun yokluğu. Hiçbir şey o boşluğu doldurmuyor malesef. İnşallah sonbahar aylarında normale döneriz.

Biz bir şehir dergisiyiz. Haliyle İstanbul hakkında konuşmazsak olmaz. İzmir, Kıbrıs, Bursa gibi birçok farklı disiplindeki yerde yaşamış biri olarak; senin için İstanbul nasıl bir yer?

7 farklı yerde yaşamış (İzmir, Kıbrıs, İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Ankara, Düzce)  ve tiyatro hasebiyle 52 farklı ili gezmiş biri olarak söyleyebilirim ki İstanbul başka bir yer. Evet çok kalabalık ama o kalabalık onu daha güzel ve renkli yapıyor. Mesela yazları tatil zamanları Eminönü’ne gittiniz mi hiç? Boşken hiç tadı tuzu yok. Ben İstanbul’un kalabalığıyla canlı bir ruhu olduğuna inanıyorum. Ve çok seviyorum.

Kaynak: İstanbul & İstanbul dergisi

Fotoğraf: Ece OĞULTÜRK