MESLEĞİNE AŞIK BİR OYUNCUYUM
Image

MESLEĞİNE AŞIK BİR OYUNCUYUM


Neslihan Yeldan, oyunculuk kariyerine henüz 18 yaşındayken Ortaoyuncular topluluğunda başladı. Münir Özkul, Erol Günaydın, Ferhan Şensoy gibi ustalarla aynı sahneyi paylaştı. Karantina sürecini hayli verimli değerlendiriyor. Bir yandan online oyunculuk atölyeleri veriyor, bir yanda da Levent Üzümcü’yle birlikte ‘Karantina Diyalogları’ adını verdikleri doğaçlama videolar çekiyorlar. Söz Neslihan Yeldan’da...

Sekiz göbek İstanbullusunuz. Çocukluğunuz nasıl geçti?

Büyük büyük dedelerim Anadoluhisarı’nda yaşarmış. Annem hemşireydi, babam da alım-satım müdürü... Her istediği alınan bir çocuk değildim. Çocukluğumun eksikliğinden olsa gerek şimdi ayakkabı ve kıyafete çok düşkünüm. Vasat bir öğrenciydim. Sadece İngilizce ve müzik dersinde iyiydim.

Çocukluğunuzun İstanbul’uyla şimdiki İstanbul arasında nasıl farklar var?

Çocukluğumdaki İstanbul bambaşka bir güzellikteydi. Küçüksu’da denize girerdik. Pırıl pırıldı. Şimdiki İstanbul’un kaosu, trafiği, insanların kabalığı beni mutsuz ediyor.

İçinizdeki oyunculuk tutkusunu ilk ne zaman keşfettiniz?

Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmıştım ama beni Ankara’ya göndermediler. Sonraki sene için sınavı beklerken boş durmayayım diye Ortaoyuncular’ın tiyatro sınavına girdim. Henüz 18 yaşındaydım. Karşımda Ferhan Şensoy, Münir Özkul, Erol Günaydın vardı. Sence ben bir daha sahneden nasıl inebilirdim? Ardından da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazandım. Hobi olarak başladığım oyunculuk, aşık olduğum mesleğime dönüştü.

Dizilerdeki en büyük sorun ne?

Dizi sürelerinin uzunluğu en büyük sorun. Reklam koşulları ve RTÜK de oyuncuları, senaristleri, yapımcıları bağımsız platformlarda çalışmaya itiyor. Her hafta iki saatlik dizi çekmek, her hafta bir film çekmek demek! Özellikle bu süreçten sonra televizyon dizilerinin sürelerinin kısalması gerekiyor.

Bugüne kadar hayat verdiğiniz karakterlerden ruhunuza en çok dokunanı hangisiydi?

Oynadığım karakterleri ruhum ve beynimle yaratıp vücudumla can verdiğim için ayırt etmem çok zor ama ‘İstanbullu Gelin’ dizisinde oynadığım Senem karakterinin yeri bende ayrıdır. Çünkü canlandırdığım kadınlar arasında en çok sevilenlerden oldu. Bir de Craft Tiyatro’da ‘Yen’ oyununda canlandırdığım Maggie karakteri beni çok zorladı ve bana çok şey öğretti.

Bugüne kadar dünyadan gelmiş geçmiş hangi oyuncuyla karşılıklı oynamak isterdiniz?

Kesinlikle Meryl Streep! O, çok özel ve oyunculuk perspektifi çok farklı. Al Pacino’yu da söylemeden geçemeyeceğim. Biri kral diğeri kraliçedir.

 

Pandemi sonrası insan ilişkileri ve hijyen algımız değişecek

2020 yılını partilerle karşılamıştık ama o bize pek hoş gelmedi. Sizce dünya, insanlığa ne anlatmaya çalışıyor?

Bir virüsün koca gezegeni ele geçirmesi ve insanlar evlere kapanınca doğanın kendine gelmesi bana çok acayip geliyor. Tüm bunlardan bir anlam çıkarılmalı. Bu süreç bitince insan ilişkilerine ve hijyen konusuna daha farklı açıdan bakacağız. Bizler evde otururken hâlâ dışarıda gezen insanları anlamıyorum. Sahil kenarında oturmak yasakken AVM’lerin açılmasına anlam veremiyorum. Elbette sahil kenarında mangal yapılmasın ama bisiklete binelim, yürüyelim, koşalım...

İnsanlar dünyayı o kadar yordu ki, dünya artık yaşını gizleyemiyor. Oğlunuz Aslan henüz 13 yaşında ve siz bir anne olarak bu yaşlı dünyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Anne olana kadar her kadının çocuk sahibi olması gerektiğine inanırdım. Anne olduktan sonra, sadece iyi bir çocuk yetiştirmek için çaba gösterecek, fedakarlık gösterecek kadınların anne olması gerektiğine inanmaya başladım. Zaten her kadın anne olmasaydı dünya bambaşka bir yer olurdu. Özellikle Türkiye’deki eğitim sisteminin güncellenmesi gerekiyor.

Kabalığın ve cehaletin getirdiği cesarete tahammül edemiyorum

Karantina sürecini nasıl geçirdiniz ve geçiyorsunuz?

Kaliteli vakit geçirelim ve farklı alanlardan bilgi alışverişi yapalım diye Instagram canlı yayınları yapıyorum. Bir dermatologla, bioenerji uzmanıyla, astrologla, kalp doktoruyla yayınlar yaptım. Öğretmeye ve öğrenmeye çalıştım. Zoom’da iki farklı oyunculuk atölyesi yaptım. Bir de Levent Üzümcü’yle birlikte ‘Karantina Diyalogları’ adında bir dizi projesi yarattık. Tamamen doğaçlama diyalog videoları çekiyoruz ve YouTube’da paylaşıyoruz. Her bölümde görüntülü konuşan farklı çiftleri canlandırıyoruz. Şimdilik 10 bölüm yayınlandı. Projemiz karantina sonrasında da ‘Zamansız Diyaloglar’ olarak devam edecek.

En tahammül edemediğiniz şey ne?

Kabalığın ve cehaletin getirdiği cesarete tahammül edemiyorum.

Röportaj: Funda Duru