KENDİMİ KOMEDİYE YAKIŞTIRIYORUM
Image

KENDİMİ KOMEDİYE YAKIŞTIRIYORUM


Arka Sokaklar dizisinde Hüsnü Çoban’ın kızı Zeliha karakterine 15 sezondur hayat veren 29 yaşındaki Yüsra Geyik ile 2020 yılında yaşadıklarını, 2021 yılından beklentileri ve hayalleri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık.

15 yıllık “Arka Sokaklar” serüveni öncesi var mıydı oyunculuk yolculuğunuz nasıl başladı?

Arka Sokaklar’dan önce Yabancı Damat, Hayat Bilgisi ve Hamdi Alkan’ın Yumurcak TV projesinde oynadım. Yabancı Damat’ta rol aldığımda dizinin son sezonuydu ve “ Arka Sokaklar diye bir projeye başlıyoruz bizimle devam etmek ister misin? diye sordular. Böylece Erler Film’le yolculuğuma devam etmiş oldum. Sonrasında da başka bir projeye fırsatım olmadı zaten.

Ve 15 yıl dile kolay ayni dizi aynı set… Bunun başarının püf noktası nedir?

Bu hafta da birinci olduk, izleyicimiz sağ olsun bizleri bırakmıyor. Bence önemli olan hikaye. Son zamanlarda yayınlanan dizilere baktığın zaman diziler star çıkartıyor ortaya. Bizde böyle bir kavram yok. Biz hepimiz hikayeye hizmet ediyoruz. Herkes ortada, günlük yaşanan, üçüncü sayfa haberi dediğimiz ya da gerçekten Türkiye’nin gündemine oturmuş bir konu varsa o hikayeye hizmet ediyor.

Sizin dizinizde de herkes ayrı bir star ama.

Az evvel de belirttiğim gibi herkes hikayeye hizmet etmek için orada var. Hikaye işin bence en dinamik ve en can alıcı kısmı. Bu da Arka Sokaklar’ı 15 yıldır zirvede tutuyor. Aynı zamanda kahramanların da her biri star oluyor.

Peki size neler kattı Arka Sokaklar desek?

Var olan her şeyi. 29 yaşındayım, şu anda ne varsa onun sayesinde. Birçok şeyi o değiştirdi hayatımda. Dizideki rolümden memnunum, Zeliş’le bütünleştim artık.

Peki hiç zorlandığınız dönemler oldu mu?

Asla olmadı. Öyle bir tempoya alıştık ki biz, biterse zorlanırım gibi geliyor. Ben hayatımda hiç iş beklemedim bunun ne demek olduğunu bilmiyorum. 15 senedir gündemde devam eden bir işim var. İş telaşına düşmeyi, oturup iş beklemeyi, oyunculukla ilgili yaşanan sorunları hiç yaşamadım, bilmiyorum. 15 senedir memur gibi düzenli para kazanıyorum. Bu işin 15 senedir zorluk kısmı ne dersen? Gelişmiş olan karakter var ama belki de motivasyonumu arttıracak farklı türdeki karakterleri oynama şansım elimden gitmiş oldu. Belki de bu motivasyon benden alındı ama onun yerine başka bir konfor verildi.

Bu aslında alıştığımız tempodan çıkmanın verdiği bir şey. İşsiz kalma korkusundan ya da gündemde olamama, popüler olamama durumu da değil. Bizim popüler olmak ya da gündemde olmak gibi dizi olarak da bir sıkıntımız yok. Gündemde kalayım gibi bir niyetim de olmadı. Burada önemli olan bir meslek seçip yapabiliyor olmak. Bunalım kısmını da açıklayayım. Okuyordum hiçbir sosyal hayatım olamazdı. Sıfır sosyal hayatım vardı. Sanat tasarım fakültesi mezunuyum. Bir reklam ajansında  7 yıl tasarım yaptım. Sonra o şirketten ayrıldım ve tiyatroya başladım Baba Sahne’de Don Kişot’um Ben’de oynadım. Benim haftada 6 gün çalıştığım çok az diyebilirim. O yüzden eğer bir anda dizi biterse, benim için bu çok inanılmaz bir şey olur, kendimi gerçekten boşluğa bırakılmış gibi hissederim. Bunu bildiğim için de öncesinde kendimi psikolojik olarak hazırlamaya çalışıyorum.

Dizide rol alan usta isimler var. Sizin için oyuncu kadrosundaki isimlerin sizdeki yeri nedir?

15 sezondur çalıştığımız için bütün oyuncu kadrosu elbette çok değerli. Yanı sıra kardeşlerim Furkan ve Onur, babam Özgür ağbi, annem Figen abla şimdilerde o ayrıldı ve sevgili teyzem Nazlı abla, aile olarak bütünleştiğimiz için daha farklı paylaşımlar yaşadığım insanlar. Bir taraftan da Şevket abimiz var eski tiyatro patronum. Benim gelişimimde ilerlememde işimde çok büyük rolü var. Keza, büyük usta Zafer Ergin. Her birinin, yönetmenimiz ve bütün ekip arkadaşlarımın bende yeri ayrıdır.

Siz hayata nasıl bakıyorsunuz. Bir B planınız her zaman var mıdır?

Hayata iş ve salt çalışmak olarak bakmıyorum ve planlarımı da öyle yapmıyorum. Son dönemde iş hayatım en büyük motivasyon oldu ve mesleğim için elimden geleni yapıyorum. Bazen bazı şeyler için geç kaldığımı düşünüyorum. Gençken, o telaşla ve o durumla seni besleyecek şeyleri tam anlayamıyorsun. Ama yaşın geçtikçe nereden besleneceğini, mesleğinin ciddiyetini ve o meslekte senelerin getirdiği olgunluğu elde ediyorsun. Sonra da planlar başlıyor. Senelerdir dizide oynuyorum, film çekememek gibi sıkıntımız oluyor zaman açısından. Çok güzel bir film çekmek isterim ve çekeceğime de eminim. Oyunculuğumu doyurabileceğim festival yolculukları olan bağımsız bir film. Televizyona yapılmış bir iş gibi değil. Farklı türde bir proje olsun istiyorum. Biz zaten inanılmaz bir şeyi başarmaya çalışıyoruz. Televizyona dizi yapmak zor bir şey.  Zoru başarıyoruz çünkü bu işi severek, sevdiğimiz için yapıyoruz.

Hiç başarısız olduğunuzu düşündüğünüz zamanlarınız oldu mu?

Başarısızlık, içinde umut barındıran bir kelimedir. Bir şeyin sonucunda ben eğer başarısız olduğumu düşünüyorsam eğer o yola başarı elde etmek için tekrar çıkarım. Bunun ruhu başkadır ve günün sonunda sana başarısızlık getirse bile, sen yola başarı elde etmek için çıktın. Bu gerçeği unutmaman gerekir. Zaten başarısızlık dediğimiz ne ki, sonuçta göreceli değil mi? Başarı ya da başarısızlık başkalarının tanımlamasıdır. Mühim olan en nihayetinde senin ne hissettiğindir.  Gerçek başarısızlık bana göre vazgeçmektir ve ben hiçbir zaman inandığım hiçbir şeyden vazgeçmedim.

Projenin başarılı olmamasının nedeni sizin için başarısızlık olmaz mı yani?

İçinde bulunduğun projede, o an çekerken oyuncu olarak tatmin olmuşsundur yaptığın işten, orada geçirdiğin vakitten. Projeyi kabul etmenin sebebi, hikayeye inanmış olmandır. Günün sonunda çıkan mesele çok görecelidir. Instagram’a kendimiz beğendiğimiz için fotoğraf koyuyoruz ama o bile göreceli… Bana göre güzel diyorum, bana göre yeterli diyorum ve paylaşıyorum. Ondan sonrası artık başkalarının takdirine kalmış….tartışmaya açık bir konu değil.

Sizin var mı karaladığınız notlarınız ya da senaryonuz? Nasıl bir rol de oynamak isterdin?

Benim yazdığım senaryo yok fakat yazmayı severim, denemelerim var. Yazdıklarım bir hikayenin altında toplanır, film olmaz ama roman olur diye düşünüyorum.

 Hiç tereddütsüz kabul edebileceğim çok fazla oynamak istediğim rol var. Ben kendimi komediye çok yakıştırıyorum. Durum komedisi, gerçekten hayatın içinde var olan belki trajikomik dediğimiz durumlar. Birisini güldürmek için yaptığınız bir şey değildir. Olayın kendisi komiktir, ben onu çok seviyorum kendime de daha yakın buluyorum. Benim oyunculuğumu rahatlıkla gösterebileceğim hem komik hem trajik hem de belki birazcık itici gelebilecek belki fazla iyi bir karakter canlandırmayı çok isterim. Çok severim gülmeyi, gülmek için yaşıyorum diyebilirim.

Sokakta karşılaştığınız, unutamadığınız komik anılarınız da olmuştur mutlaka.

Dizinin daha yeni başladığı zamanlarında bir gün metrobüsteyim. Biri yanıma oturdu yaklaşık 15 durak gittik, sonra ortam sıkışık olduğu için, dönüp “ kapı için basar mısınız” dedim. Adam sesimi de duyunca bir anda “siz televizyon musunuz? “ dedi. Ben sorunun maksadını elbette anladım ama evet desem ben televizyon değilim Yine de nezaketle mecburen “evet” dedim. Adam ısrarla “aaa inanmıyorum ilk defa televizyon birini gördüm, biz saatlerdir birlikte gidiyoruz “ diye pek keyiflendi. Sonra durağıma gelip tam ineceğim sırada “ya siz gerçekten kimdiniz “diye beni o kadar havaya soktuktan sonra herkesin içinde bomba soruyu patlattı. Egom elbette yerle bir oldu  Anlayacağınız dizinin kahramanı oluyorsunuz ama isimsiz kahraman olarak “yaaa ben seni bir yerden tanıyorum” olarak uzun süre bu tarz durumlara maruz kaldım.

 Peki dünya salgınla mücadele ediyor. Pandemi sizi nasıl etkiledi? Hayata bakış açınız değişti mi?

Şöyle ki biz set olarak çok fazla ara vermedik. O yüzden tam şehir ölüyken sokakta kimse yok bakkal bile açılmazken biz çalışıyorduk. Çok fazla mesleki olarak etkilediği bir durum olmadı ama endişeliydik. Birebir karşılıklı oynayan insanlar olarak yakın temas rolümüz var. Bir dönem maske ile oynadık. Maske de bembeyaz bir şey vizyona çok yakışır bir durum değil mimiklerimizle oynamak zorundayız. Sonra testler hayatımıza girdi hayat daha kolaylaştı.

Mart ayından beri hayatımda değişmeyen bir şey kalmadı benim. Özel hayatımla ilgili çok ciddi kararlar verdim, mesleki olarak da radikal kararlar almak durumunda kaldım. Hayata tamamıyla bakış açım değişti. Hepimizde oldu tabi ki bu durum ama ben son 4 senedir spiritüel konularda eğitim alıyordum hem de çok fazla okuyordum. O yüzden bu enerji meselesi yeni çağ, yeni döngü olayına çok vakıftım. Bence yeni bir döngünün içine girmek durumunda kaldık. Ben nasıl vazgeçerim bundan dediğim şeylerden bir günde vazgeçtim.

Örneğin sosyal medyada daha az vakit geçirmek gibi mi?

Hayır hiç öyle olmadı. Sosyal medya konusunda hiç yalan söylemeyeceğim. Pandemide sosyal medyaya saran ve iç içe olanlardanım. Yeni dünya kanunları... Şimdi ben bu dönemde yaşıyorsam bu telefonda benim hayatımda ben bunu görmezden gelmeyi çok mantıklı bulmuyorum açıkçası. Şayet benim ilgilenmem gereken ailem,  çocuğum, işim varken, zamanımı sosyal medyaya harcıyorsam evet bu benim için artık tehlikeli bir durumdur. Ama var olan hayatımla alakalı hiçbir şeyi sekteye uğratmadan bunu kullanıyorsam neden ben buna düşman olayım. Bunları da çok mantıksız buluyorum. Burada yeni bir dünya var bunu görmezden gelmek doğru bir durum değil. Televizyon izlemiyor muyuz? Bununla da övünen var mesela. Kesinlikle televizyon izlemiyorum, benim evimde televizyon yok diye. Yani? Bu seni ne yapar? Bilmiyorum insanların bu tür şeylerle neden bu kadar gurur duyduklarını…

2020’yi sonunda geride bırakıyoruz ve umutla 2021’i bekliyoruz. Yeni bir döneme de girdik? Beklentileriniz nelerdir?

Benim ilk defa sabırsızlıkla beklediğim bir yıl, 2021. Her gün bakıyorum ve 5 gün 4 gün kaldı diye. Bu arada 2021’e girince hop bütün sorunlardan kurtulduk diye bir şey beklemiyorum elbette. Fakat hayatta bazı motivasyonlarımız vardır. Ben hiçbir zaman bir yıla girmeyi kendime motivasyon olarak seçmedim. İlk defa bu sene tarih değiştiriyor olmak bir anda hepimiz için çok önem kazandı. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. 2021’den bu zamana kadar verdiğim kararların olumlu geri dönüşlerini istiyorum. Çok fazla fedakarlıkta bulundum hayatımda. İyi bir şeyler olsun diye çok yalnızlaştırdım kendimi. Çok kendimle baş başa kaldım. O yüzden kendimi duymaya başlamanın bana güzel dönüşleri olsun istiyorum. Eminim öyle olacak. Emek verdiğin her şey sana mutlaka güzel bir şekilde dönüyor, buna inanıyorum.

Evrene buradan mesajı göndermiş oldunuz?

Kim alıyorsa mesaj ona…

Bu yılbaşı kutlama olmayacak, planınız nedir?

Uzun süredir ailemle kutlamıyordum, bu sene ailemle birlikte olacağım. 4 günlük de repomuz var sette. Sokağa çıkma yasağı da var. Umarım güzel bir dört gün olur.

Tiyatroda “Don Kişot’um Ben”de rol aldınız. O dönem Don Kişot’u oynayan Ozan Güven ile fotoğraflarınız çıktı ve birlikte olduğunuz söylendi. Ama siz susmayı tercih ettiniz neden?

Bu durumun gerçeklikle alakasının olmaması, böylesi bir durumun ilk kez başıma gelmesi ve ne söyleneceğini bilemiyor olmam sebepleriyle sessiz kalmayı tercih ettim. O insanlar benim saygı duyduğum ekip arkadaşlarım. İlk kez sahneye çıktım ve hepsi bana çok destek oldu. Bizim içimizde de hiç konuşulan bir konu olmadı bu. Konuşulma gereği bile duyulmadı. Çok güzel vakit geçirdiğim bir dönemdi. Hepsine saygı ve sevgi duyuyorum.

Sizi en çok ne mutlu eder?

Genel yapım mutludur. Benim mutlu olmam için hayatta ekstra bir şey gerekmiyor. Genel olarak pozitif, mutluyumdur. Mutsuz olmam için ekstra özel bir şey gerekir.

Peki soralım o zaman sizi en çok ne üzer?

Bile bile birisi tarafından kandırılmak beni çok üzer. Aslında başkalarının yaptığı şeylere de üzülmemek eğitim meselesi ama çok zor oluyor gerçekten. Günün sonunda başkalarının yaptığı şeylerden kurtuluyor olmak çok kolay değil, etkisinde kalıyorsun. Beraber yaşadığın insanlar hayatını istemesen de tetikliyor. İnsanın başına iyi olaylar kadar kötü olaylarda geliyor.

En büyük korkunuz nedir?

Kendime yetemediğimi düşünmek istemem. Bundan birazcık korkabilirim. Hep bugüne kadar kendin yapmışsın elde etmişsin. Bir gün bunu yapamazsam korkusu tuhaf bir korku, tamamen mesleki bir korku.

Bir ilişkiniz var mı?

Yok ve yeni yıldan bir aşk dilemek saçma. Olacaksa aşk kapıyı çalar. Ben çok önem veririm duygusal ilişkilere. O yüzden çok tesadüfi ve çok şık bir şekilde olsun isterim.

Hayatta vazgeçemedikleriniz nedir?

Sevmekten vazgeçemem. Her şeyi sevdiğim için yaparım sevmediğim hiçbir şeyi yapmam.

Röportaj: İsmail BAYRAK

Fotoğraf: Muhsin AKGÜN

Styling: Cihan NACAR