İYİ BİR İNSAN OLMAYA ÇALIŞIYORUM
Image

İYİ BİR İNSAN OLMAYA ÇALIŞIYORUM


En unutulmaz dizilerden tanıdığımız Mahperi Mertoğlu çevresi tarafından nasıl tanınıyor? Kendinizi nasıl anlatırsınız?

Kişinin kendini anlatması zordur. Böyle bir soru geldiğinde şöyle cevap veririm; birçok kişinin çocukluğuna dair ayna karşısında saç fırçasını alır şarkı söylerdim, sahneye çıkmak isterdim gibi anıları vardır. Benim böyle bir hayalim hiç olmadı. Ben sonradan tiyatrocu olan alaylı oyunculardanım. Benim dışımda kimse oyuncu olmama şaşırmadı. Çünkü şimdi de olduğu gibi çok canlı, hiperaktif, öğrenmeye meraklı ve sosyal bir çocuktum. Okumaya, keşfetmeye ve bilgi edinmeye olan ilgim her zaman vardı. Hayvanları çok seviyorum. İyi bir insan olmaya çalışıyorum.

 

Televizyon kültürü hayatımıza girdiğinde unutulmaz karakterlerde rol aldınız. Özellikle eski zamanlarda diziler gerçek zannedilirdi. Bununla ilgili yaşadığınız komik bir anınız var mı?

Şaşıfelek Çıkmazı’nda Seda karakterini canlandırıyordum. O sırada bir görüşmeye gittiğimde bir prodüktör bana; “aaa, siz hiç Seda gibi değilsiniz” dedi. Çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Beni o kadar gördüğü karakterle özdeşleştirmiş ki bu cümle bana çok değişik gelmişti.

Bir başka anım ise; Melekler Korusun dizisi zamanında bir gün vergi dairesine gitmiştim. Sırada beklerken biri geldi ve direkt memurun yanına oturup işini yaptırmaya başladı. Bu haksız duruma karşı sessiz kalmayıp uyarıda bulundum. Sıradakilerden biri; “aaa, Mualla Hanım dizide siz ne kadar naif görünüyordunuz” dedi. İçimden rahat rahat kızdığını gösteremiyor insan diye düşünmüştüm. Tebessümle hatırladığım anılarımdan biridir.

 

Rol aldığınız dizilerde ve tiyatro oyunlarında birçok role büründünüz. En unutulmaz karakteriniz sizce hangisiydi? Rolünüzü nasıl benimsiyorsunuz?

Ben hiç sevmediğim bir karakteri oynamadım. Bütün karakterlerimi severek benimsedim. Farklı karakterler canlandırmayı da çok seviyorum. Hem tiyatroda hem de dizilerde; genç kızdan, 80 yaşındaki alzheimerlı bir anneye, siyahi bir köleden 17. yüzyıldaki bir soyluya, M.Ö. halktan, Osmanlı İmparatorluğu himayesindeki halktan birine kadar birbirinden çok değişik roller sergiledim. İki rolüm benim için çok unutulmazdır. Turgut Özakman’ın Ocak oyununda canlandırdığım 80 yaşındaki anneanne ve sevgili Çağan Irmak’ın dizisinde Şerif abla ismiyle canlandırdığım pavyon patronu benim için unutulmazlar arasındadır.

 

Karakterinizi okuyucuya anlatır mısınız?

Filmde bir genç kızla, erkek arasındaki bir aşk ilişkisi ters köşeden anlatılıyor. Burçlar işin içine girdiğinde aşk ilişkisinin nerelere gidebildiğini görecek seyirci. Ben de 12 burçtan Yay burcunu oynuyorum.

 

Astroloji hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Ne demişler; fala inanma falsız da kalma! Çok ilginç bir şekilde sürekli ortak özellikler çıkıyor. Astroloji ve özellikle astronominin bilim olduğuna inanıyorum. Bütün bu yüzyıllar boyunca yıldıznameler çıkarılmış ve tüm hareketler gökyüzüne göre düzenlenmiş. Doğa olaylarından birtakım çıkarımlarda bulunulmuş. Astroloji de onun bir dalı. Dolayısıyla insan karakterleri üzerinde yaptığı çıkarsamaları doğru ve haklı buluyorum. Kendi yaşamımda da bunu görebiliyorum. Ben koç burcuyum ve yükselenim de akrep. Neredeyse belirtilen tüm özelliklerini de taşıyorum.

 

Burçlar, romantik komedi bir film olarak izleyiciyle buluşuyor. Burçların karakterler üzerindeki etkisini ve bir ilişkiye nasıl yansıdığını izleyeceğiz. Film hakkında sizin yorumunuz nedir?

Filmimiz çok tatlı ve dinamik oldu. Derler ya bütün oyuncuların birbirleriyle frekansları çok tuttu ve biz çok eğlenerek çalıştık. Umarım seyirci de izlediğinde bizim kadar keyif alır. Çok hoş ve güzel bir film oldu.

 

Sette yaşadığınız bir anıyı paylaşır mısınız?

Burçların tanrıçalarını canlandıran ekip muhteşem oyunculardan oluşan bir grup. Hepsi çok kıymetli, en önemlisi çekerken o kadar çok eğlendik ki.. Hem tanrıçalar hem de filmde rol alan Onur Büyüktopçu ile gülmekten oynamakta zorlandığımız anlar oldu. Hatta bu sebeple yönetmenimizden uyarı bile aldığımız zamanlar oldu.

 

Burçlar masası gerçek hayatta olsaydı neler mümkün olurdu?

Gerçek hayatta olsaydı burçlar masası ortalık birbirine karışabilirdi. (gülüyor) Çünkü biz pek iyi niyetli değildik bu konuda. Bunu görecek seyirci çok da detay vermeyeyim. Gerçek hayatta kader çarkında da olduğu gibi her şey olacağına varıyor. Olması gereken oluyor. Burçlar masası fantezi olarak hayatımıza girdi.

 

Bu söyleşi için Ege Life dergisine çok teşekkür ediyorum. Seyircilerimize de gelip filmimizi izlemelerini ve çok eğleneceklerini garanti ediyorum.

 

Röportaj: Dilara İlayda Özsoy | Ege Life Mart-Nisan 2022