İLK GİDECEĞİM ŞEHİR LONDRA
Image

İLK GİDECEĞİM ŞEHİR LONDRA


Bu sezon evlerimize “Sen Çal Kapımı” isimli televizyon dizisiyle konuk olan oyuncu Neslihan Yeldan ile buluşup yeni dizisinden oyunculuk serüvenine, hayatının nasıl bir döneminde olduğundan seyahat alışkanlıklarına kadar pek çok şey hakkında konuştuk.

 

1*Sizi bir dönemin kült yapımlarından “Bir Demet Tiyatro”nun Füreya’sı olarak tanıdık. Dilerseniz biraz daha başa dönüp oyunculuk macerasına nasıl atıldığınızla röportaja başlayalım. Her şey alaylı bir şekilde Orta Oyuncular’da başlamanızla olmuş… Bu karşılaşma hayatınızı nasıl şekillendirdi?

1-Orta oyuncuların amatör kadrosu Nöbetçi Tiyatro sınavı, hayatımın dönüm noktası oldu. Aslında başka hedefler, hayaller peşinde iken Küçük Sahnenin salonuna girdim, o kokuyu, o ışığı, sahneyi gördüğüm anda yönüm değişti ve bugüne kadar geldi. Hayatı ne kadar planlarsan planla, sana acayip sürprizler yapıyor.

 

2*Oyunculuk açısından dönüm noktalarınız var mı? Hangi projelerde yer almak size şanslı hissettirdi?

2-Bir Demet Tiyatro çok seyredilen, başarılı bir sitcom olması yüzünden bütün kadroyu Türkiye’ye tanıttı. Ekipte herkes kendi çapında bir stardı. Sahra dizisinde oynadığım kötü karakteri insanlar unutmadı ve hep irkildiklerini söylediler. Kuzey Güney oynadığım en başarılı dizilerdendi. Tabi üç sezon süren İstanbullu Gelin macerası oynadığım karakterin çok sevilmesi yüzünden beni insanlara daha iyi tanıttı. Şimdi de hala devam eden Sen Çal Kapımı, hem romantik komedi olması hem daha genç bir izleyiciye hitap ettiği için sanırım genç hayranlarım arttı.

 

3*Münir Özkul, Erol Günaydın, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Haldun Dormen, Ferhan Şensoy’un da içinde olduğu pek çok usta isimle çalışma fırsatınız olmuş. Ustalarla yol almak bir oyuncuyu hangi açılardan besler?

3-Usta çırak ilişkisi önemli bir disiplindir. Daha büyük, daha tecrübeli, yıllardır bu zor işi yapmış insanlardan el almak, onları seyretmek, deneyimlerinden faydalanmak bir oyuncuyu geliştirir. Bu tiyatronun köklü bir sistemidir. Şimdi hemen dizilere atlayıp şöhret olan, şımaran, usta oyuncuya saygı göstermeyen genç oyunculara üzülüyorum. Çok önemli bir noktayı es geçiyorlar. Keşke hep ustalarla çalışıp gelişmeye devam etsem. Öğrenmenin yaşı yok oyunculukta, ben oldum dememeli insan.

 

4* 18 yaşından beri ekranlardasınız. Bu kadar erken yaşta yol almanın, sürekliliği sağlamanın avantajları ve dezavantajları oldu mu? Bugün geriye dönüp baktığınızda 20’lerinin başındaki Neslihan’a bir öğüt verecek olsanız ona ne söylerdiniz?

4- İstikrarlı ilerlerken bir dezavantaj yaşamazsınız. Doğru işleri seçmeye, oynadığım karakterleri sevdirmeye çalışıyorum. Televizyon tuhaf bir yer. Bazen çok tutacağını zannettiğiniz, büyük hedefler koyduğunuz işler üç bölümde kalkabiliyor. Zaman zaman bunlar da oluyor. Ama o öğreneceğimi alıp, networkümü geliştirip yoluma devam ediyorum.

18 yaşındaki Neslihan çok hevesli, heyecanlı, tiyatroya aşıktı. Ve hala öyleyim. Ama iki enstrümanı iyi çalmayı öğrenseydim daha güzel olurdu.

 

5*“Sen Çal Kapımı” isimli dizide hiçbir şeyi beğenmeyen, oğlunun sevdiği kadınla sürekli didişen bir anneyi, Aydan Bolat karakterini oynuyorsunuz. Gerçek hayatta da bir erkek çocuğu annesisiniz. Anne olmanız nedeniyle bu rol size neler düşünüp hissettirdi?

5-Özellikle duygusal sahnelerde. Aralarında 20 yaş fark olmasına rağmen Kerem Bürsin’in yerine kendi oğlumu koyuyor ve o olsa nasıl davranırdım diyorum. Ama işin komedi yanına bakınca o hiçbir şeyi beğenmeyen, kontrolcü, para kazanmasına ihtiyaç olmayan zengin kadın değilim. Anne olmak hayata farklı bakmanızı ve yaşamanızı sağlıyor, o kesin.

 

6*Aydan Bolat planlar yapan, herkesi kontrol etmeyi seven biri. Aynı zamanda agorafobisi de var. Karakteri anlamaya çalışırken zorlandığınız oluyor mu?

6-İlerleyen bölümlerde Aydan’ı daha rahatlattı senaristler. Artık dışarı çıkabiliyor, oğlunun sevdiği kızla çatışmayı bıraktı. Başka bir çocuğunu kaybetmiş olmanın getirdiği bir dramı vardı. Onu anlamaya, oynamaya çalıştım. Ama yazım ekibi bana hem dramatik hem komedi içeren sahneler yazıp zorladı açıkçası. Umarım altından kalkabilmişimdir.

 

7*Malum pandemi dönemi şu sıralar devam eden tiyatro oyununuz var mı? (Eğer yoksa tiyatroda bir gün canlandırmak istediğiniz bir karakter var mı?)

7-Zorlu PSM’de oynadığımız Talimhane tiyatrosu ve Zorlu ortak yapımı ‘Gerçek’ oyununu pandemi sürecinde sadece bir kere yarı kapasiteyle oynadık. Tekrar tiyatroların açılacağı günü iple çekiyorum, çok özledim. Benim ilk eğitimim, ilk göz ağrım her zaman tiyatro. Dişi, beni şaşırtacak, zorlayacak, katmanları olan her kadın karakteri oynamak istiyorum. Oyunculuk konusunda açgözlü ve kıskancım.

 

8*2020 tüm dünya için zor bir yıl oldu. Sizin için nasıldı ve siz genel olarak neleri deneyimlediniz?

8-365 gün kötü geçti diyemeyiz. Tabi endişeli ve stresliydik. Kısıtlamalarımız vardı. Kayıplarımız oldu. Ama yeni tanıdığım insanlar, yaptığım dizi, online workshoplarım, yeni öğrencilerim, genç kızlık hayalim yeni markam bu tuhaf yılın bonuslarıydı.

 

9*Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? (Bir röportajınızda mükemmeliyetçilik tutkunuzdan ve kendinizi çok eleştirdiğinizden bahsediyorsunuz. Kendinize karşı daha ılımlı ve anlayışlı olmaya başladınız mı?) Genel olarak hayatınızın olgunluk dönemi nasıl geçiyor?

9-Yaş ve görünüş olarak olgun içimde hala daha gencim. Kendi yaşıtlarımda da bunu arıyor ve eğer öylelerse anlaşabiliyorum. Çok daha genç arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. İşimi, hayatı, yeni yerler keşfetmeyi, hep öğrenmeyi seviyorum. Ama yılların getirdiği tecrübe ve olgunluğun bana verdiği bir eğitmen tarafım da var. Benden genç kuşağa bildiklerimi aktarmak çok keyifli geliyor. Birilerinin ustası olma yaşına gelmiş olmak, içimde hala öğrenci gibi hissederken müthiş bir duygu.

 

10*Kariyerinizde “evet” dediğiniz projeler kadar “hayır” dedikleriniz hakkında da uzun uzun düşünmüşsünüzdür muhtemelen. “Hayır” dediğiniz ancak sonrasında pişmanlık yaşadığınız roller oldu mu? Seçimlerinizi yaparken en çok nelere dikkat edersiniz?

10-Hayır deyip pişman olduğum hiçbir proje hatırlamıyorum neyse ki. Oynamak istediğim hemen her şeyde oynamışım. Casttan yönetmene, senaryodan yapım ekibine kadar her kriter önemli. Bazen tutmayabiliyor bu denklem ama TV zaten garantisi olmayan bir arena. Reytingler kötü geldiği anda yayından kaldırılabiliyor. Bu stresten yorulduğum için artık dijital platforma geçmek istiyorum biraz.

 

11*Seyahat etmeyi sevdiğinizi biliyoruz. “Benim şehrim” dediğiniz destinasyonlar hangileri?

12-Sınırlar açılır açılmaz hiç görmediğim Barcelona’ya gitmek istiyorum. Pegasus’tan 3 destinasyona bilet alıp iptal etmek zorunda kaldım virüs yüzünden. Milano, Oslo ve Kopenhag biletlerimi tekrar alacağım umarım. Ama Londra her zaman ilk gideceğim, asla bıkmayacağım şehir, diğer memleketim.

 

13*Hangi özelliklerden dolayı nerelerde kendinizi mutlu hissedersiniz?

13-İnsanların mutlu ve pozitif olduğu, kıskançlık-art niyet beslemediği, uygar, demokrat, laik, denizi olan her yer bana uyar.

 

14*Tatillerinizi planlar mısınız yoksa akışa ve ana göre mi şekillendirirsiniz?

14-Gideceğim yeri planlar, gerisini akışa bırakırım. Turist gibi gezmeyi sevmem, lokal yerlere giderim. Yerel halk nelerden hoşlanıyor, nerelerde yiyor, nasıl eğleniyor bunun peşine düşerim. Turistik mekanlardan hep kaçarım. Kendimi orada bulunduğum süre boyunca o ülkenin vatandaşı gibi hissetmek isterim. Böylece birkaç günlüğüne gittiğim şehirlerin ruhunu daha iyi anladığımı düşünüyorum.

 

15*Görmek istediğiniz kentler, destinasyonlar hangileri? Niçin?

15-Avrupa, benim en sevdiğim kıta. Henüz görmediğim birçok şehir var. Kuzey Avrupa’yı bilmiyorum, çok merak ediyorum. Portekiz’e hiç gitmedim. Virüsün bitmesini dört gözle bekliyorum. Keşfedecek çok güzel şehirler var, heyecanlıyım.

 

Röportaj: Türkan Doğan / Pegasus Magazine

Fotoğraf: Ece Oğultürk

Mekan: Karaköy Pera Port Hotel