Su gibi duru bir güzelliği var. Hayranları da bir o kadar çok. Aslen Faslı. Ülkesinde haber
spikeriydi ama Türkiye hayranlığı yüzünden ana dili gibi akıcı bir şekilde Türkçe öğrendi.
Ben de bu kadar sevilen bir oyuncunun Fas’tan Türkiye’ye uzanan yolculuğunu merak ettim
ve kapısını çaldım.
Mahassine, Fas’ta dünyaya gelmişsin ama şu an Türkiye’desin ve burada büyük bir hayran
kitlen var. Türkiye’ye yerleşmeye nasıl karar verdin?
Çocukluğumdan beri Türk dizlerini hayranlıkla izlerdim. Türkiye’de yaşamayı ve Türkçe
konuşmayı da hep hayal ettim. Üniversite eğitimim sırasında Türkçe eğitimi almaya başladım
ve bu sebeple zaman zaman tercümanlık yaptım. Ardından üniversite fuarında Semra hocam
(Boğa) ile tanıştım. Kendisi hem hocam hem de manevi annem oldu. Fas’ta Medya ve İletişim
bölümünden mezun olduktan sonra Semra hocamın desteğiyle İstanbul’daki bir üniversiteden
iş teklifi aldım ve bu sayede İstanbul’a taşındım.
Kaç yıldır Türkiye’desin?
2019’da Türkiye’ye geldim ve 5 yıldır buradayım. Kendimi hiçbir zaman yabancı gibi
hissetmedim. Fas ve Türkiye arasında bir ayrım yapmıyorum çünkü burada da evimde
hissediyorum.
Kültür bocalaması yaşamadın mı?
Her iki ülke de zengin bir kültüre ve tarihe sahip, ayrıca Müslüman ülkeler oldukları için
değerleri de benzer. Bu yüzden hiç zorlanmadım. Fas’taki baharat kokusuyla Türkiye’deki çay
kokusu arasında güzel bir kardeşlik var.
Türkiye’nin en çok neyini seviyorsun?
İnsanların samimiyeti ve sıcaklığı beni çok etkiliyor. İstanbul’a aşığım. Boğaz’dan geçerken
içimi her seferinde büyülü bir his kaplıyor. Bu şehir bana çok ilham veriyor.
Hiç gerçek hayatta esaret duygusuna kapıldığın oldu mu?
Hayır, hiç esareti yaşadığımı hissetmedim. Ben hep hayallerimin peşinden koşan biri oldum
ve şanslıyım ki karşıma çıkan engelleri her seferinde aşmayı başarıyorum.
ESTETİĞE KARŞI DEĞİLİM HERKES SEÇİMLERİNDE ÖZGÜR
Modellik de yapmışsın ve güzel bir kadınsın. Estetik yaptırdın mı?
Estetiğim yok, ben doğallığı tercih ediyorum. Bana göre herkesin kendine has bir güzelliği var
ve öyle de kalmalı. Ama karşı değilim. Herkes seçimlerinde özgür sonuçta.
Haber sunuculuğu da yapmışsın. Türkiye’de haber sunmak gibi bir hayalin var mı?
Türkiye’de haber sunmaktan ziyade, haber spikerlerindeki o mükemmel Türkçe diksiyonuna
sahip olmayı çok isterim.
Peki dünya ve Türkiye gündemi ile ne kadar ilgilisin?
Filistin başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun insanların, çocukların, canlıların
katledilmesini, sürgün edilmesini, ailesiz kalmasını kalbim ve aklım almıyor. Bu konularda
elimden bir şey gelmemesi ve çaresiz kalmak beni gerçekten üzüyor.
Özel hayatın ne durumda?
Sakin ve huzurlu gidiyor, kariyerime çok odaklıyım ama elimden geldiğince kendime ve
sevdiklerime zaman ayırmaya çalışıyorum. Her fırsatta tenis oynamaya çalışıyorum ya da
dinlenmeye…
Oyunculuğa nasıl başladın?
Kendi ülkemde sunucu olarak görev yapıyordum ve Türkiye’de de aynı alanda kariyerime
devam etmek istiyordum. Hep derler ya hayat tesadüflerle dolu diye. Ben de menajerim
Tümay Özokur ve ablası Tules Evren ile sosyal bir ortamda tanıştım. Oyunculuk konusunda
onlar beni ikna ettiler. Eğitim aldım ve sonrasında oyunculuğun benim için bir merak değil bir
tutku olduğunu fark ettim.
Faslı bir oyuncu olarak Türkiye’de, setlerde hiç zorluklar yaşadın mı?
İlk başlarda aksanımla ilgili bazı sıkıntılarım oldu. Bazı fırsatları kaçırdım ama düzeltmek için
çok çalıştım. Oyunculuk serüvenime Türkiye’de başladığım için, kendimi bir Faslı oyuncu
gibi değil, bir Türk oyuncusu olarak hissettim
Hiç mahalle baskısı yaşadığın oldu mu?
Küçük bir yerden gelmiş olmam, bu yolu daha da zorlaştırdı. Bazen kendimi baskı altında
hissediyorum çünkü toplumun beklentileri ve normlarıyla başa çıkmak gerçekten çok zor.
Ama her geçen gün bu baskıları aşmayı öğreniyorum çünkü işimi çok seviyorum.
Nasıl bir ailede dünyaya gözlerini açtın?
Fas’ın kuzeyinde Ksar Elkebir adlı küçük bir şehirde açtım gözlerimi. Annemle babam
memur, sade ve mütevazı bir ailede, kız kardeşimle birlikte pek sakin olmayan ama mutlu bir
çocukluk geçirdik. Aile bağlarımız kuvvetlidir.
Bundan sonrası için hayalin ne?
Sadece Türkiye ya da Fas’la sınırlı kalmadan, uluslararası bir sanatçı olmak istiyorum.
‘Esaret’ dizisinde Cenk Torun ile başrol oynuyorsun; bu nasıl oldu?
Bu proje için teklif geldiğinde henüz Cenk Torun ile hiç tanışmamıştık. Onun tecrübesi,
sakinliği ve rol arkadaşlığı benim için büyük şans oldu. Tecrübelerini benimle paylaştı ve
bana çok destek oldu.
SEVGİYİ AŞKTAN DAHA DEĞERLİ BULUYORUM
Aşk sana ne ifade ediyor?
Benim için sevgi aşktan daha değerli. Sevgi, aşktan daha saf, daha masum ve daha kalıcı.
İdeal ilişki içinde sevgi, saygı ve güven barındırmalı.
‘Esaret’te canlandırdığın Hira karakterini seviyor musun?
Hira, benim için çok değerli ve özel bir karakter. Benziyoruz da… O da benim gibi
mücadeleci, iyi kalpli ve güçlü biri.
Meryem Uzerli gibi sen de yurt dışından geldin ama büyük kariyer edindin. İster miydin,
‘Muhteşem Yüzyıl’ gibi bir dönem dizisinde rol almak ve ününe ün katmak?
Tarihi dönemden bir karakteri canlandırmak, günümüzden bir karakteri canlandırmaktan
farklı bence. Bunu tabii ki isterim. Ama ünüme ün katmak değil, tecrübeme tecrübe katmak
için isterim. Benim için şöhret bir amaç değil, yolculuğumun bir parçası. Doğru bir kariyer
planlaması ile kalıcı olmak çok kıymetli bence…
Türk erkekler mi Faslı erkekler mi daha yakışıklı sence?
Bence Türk erkekleri ile Fas erkeklerinin birçok benzer yanı var zaten. her ikisi de yakışıklı
bence.
Peki evlilik gibi bir düşüncen var mı?
Ben anne olmayı çok istiyorum, dolayısıyla evlilik düşüncesi hep var, tabii ki doğru kişiyi
bulunca. Acelem yok; evlilik önemli bir karar, olmazsa boşanırım gibi bir yerden bakmak
istemiyorum evlilik kurumuna.