HEYECANLI & TUTKULU
Image

HEYECANLI & TUTKULU


Sizi yakından tanımak isteyen okurlarımız için kendinizi nasıl tanımlarsınız?

-İnsanın kendini tanımlama soruları beni köşeye sıkıştırıyor. İyi bir şey söylesem narsist, kötü bir şey söylesem kendimle barışık olmuyorum sanki.

Hayata pozitif ve neşeli bakmaya çalışan biriyim, etrafımdakilerin de öyle olmasına dikkat ederim. Hassas ve alınganım, bu tarafımı düzeltemedim. Oysa artık daha sağlam durmayı öğrenmeliyim. İyi kalpli ve yardımseverim. Adalet ve eşitliğe inanırım. Empati yaparım. Çabuk sinirlenir, çabuk da yatışırım. Heyecanlı ve tutkuluyum. Aynı dilden konuştuğum insanlarla daha kolay anlaşırım.

Beyaz perdede, sahnede ve ekranlarda severek izlediğimiz Neslihan Yeldan Bilkent Üniversitesi'nde kazandığı bölümü okusaydı bugün nasıl hissederdi?

-Bilemem ki, hayatım çok başka akardı. Kim bilir nereye giderdi…

Şu an bulunduğunuz noktayı değerlendirdiğinizde “iyi ki” diyor musunuz?

-Yaşadıklarımızdan pişmanlık duymamız doğru gelmiyor bana. O an öyle hissetmiş öyle yaşamışızdır. İyi ki dediklerimize tutunmak her zaman daha doğru tabii. Keşke olmasaydı dediklerimiz de var elbet, ama olmuş işte geçmişte kalmış, bitmiş. İyi ki bu yerdeyim, beni ben yapan her şeyimle.

Öyle rollerde öyle bir oyunculuk sergiliyorsunuz ki seyirciye; “Bu rolde başkası oynasa olmazmış” hissini yaşatıyorsunuz. Bu başarının sırrı nedir?

-Bu yorumu çok duyuyorum. Ne güzel insanlara bunu hissettirmek. Ama alçakgönüllülüğümü de koruyarak şunu söylemek isterim; her oyuncu kendi performansını katar, başka bir karakter yaratır. Ters köşeleri severim, klişelerden uzak durmaya çalışırım. Performansım hatırlansın, kalıcı olsun, şaşırtsın isterim. Bir başarı sırrım varsa bu yoldan gitmem olabilir.

Sen Çal Kapımı dizisinde canlandırdığınız Aydan karakteri büyük ilgi topluyor. Sizi bu projede çeken ne oldu?

-Cast ve yapım şirketi beraber çalışmak istediğim insanlardı. Sıradaki rol bu tarz bir roldü, her sezon farklı karakterler oynamayı seviyorum çünkü. Ama tabi dünyada bu kadar ilgiyle karşılaşacağını tahmin etmedim. El Salvador’dan, Paraguay’dan, Trinidad’dan mesaj alıyorum mesela. Dünyaya ulaşmak müthiş.

Pandemi döneminde çekimler nasıl gidiyor?

-Her hafta test oluyoruz. Oyuncular hariç herkes maskesini takıyor. Sık sık maske değiştiriyoruz her yerde dezenfektanlarımız var. Yardımcı oyuncular test olmadan oynayamıyorlar. Aylardır aramıza virüs girmedi, çok şükür şanslıyız.

Ne yazık ki bu dönemde tiyatro sahneleri perdelerini kapattı. Sahneden, seyirci ile birebir temastan uzak kalmak size ne hissettiriyor?

-Oğlumun doğduğu yıl hariç tiyatrodan hiç bu kadar uzak kalmamıştım. Pandemi boyunca Zorlu PSM’de sadece tek performansımız oldu. Çok özlüyorum tabi ama dönüşümüz şahane olacak bunu hissediyor ve sabırla bekliyorum.

Peki “Zamansız Diyaloglar” fikri nasıl ortaya çıktı?

-Zamansız Diyaloglar Levent Üzümcü ile başlattığımız, pandemi başında evden çıkamadığımız günlerin anısına, iki insanın görüntülü konuşarak anlaşması üzerine kurulu hikayelerden oluşan bir seriydi. Artık dışarı çıkabildiğimiz için anı olarak kaldı. Başka bir konseptle devam edebiliriz.

Oyunculuk Atölyesi nasıl gidiyor?

-beraber çalıştığım şirketlere gelen talepler üzerine zaman zaman online oyunculuk atölyeleri yapıyorum. Çok da keyif alıyorum. İnsanlara kendi bilgimden, tecrübemden bir şeyler öğretebilmek, değişimlerini, gelişmelerini görmek müthiş haz veriyor. Mümkün olduğunca devam edeceğim.

17 yaşına kadar moda tasarımcısı olma hayalleri kuran bir genç kızın yıllar sonra hayalini yaşaması çok keyifli olmalı.. Markanızdan bahseder misiniz?

-Genç kızlık hayallerimi pandemi izin verdiği ölçüde bir parça da olsa hayata geçirdim, devamını getirmek istiyorum. Şu an sadece eşarp, fular ve şallarımız var. Ama ben başka kalemler de ekleyeceğim, şu sıra onların hazırlığındayım. Nesyeldan markası küçük küçük de olsa dünyanın her yerine gidiyor bile.

Girişimci kadınlar ve halihazırda kendisinde yeterli motivasyonu bulamayıp adım atmaya çekinen kadınlara ne söylemek istersiniz?

-Ben hep tutkularımın peşinden gidiyorum. Korkarak hareket etmeyi sevmiyorum. Bir mücadeleyi başarmak bana güç veriyor. Ama yine de akılcı davranmak, emek harcamak, konsantre olmak gerekiyor. Ben bunu yapamam cümlesini sevmiyorum. Kafasında projesi olan artık satış platformuna dönüşen Instagram’da, sosyal medyada kendisine yer edinmeye çalışabilir, ben de gördükçe destek oluyorum.

“Bekar bir anne olarak kontrol delisi olmak zorunda kaldım” demiştiniz bir röportajınızda. Bu durum oğlunuz ile iletişiminizi nasıl etkiliyor?

-Oğlum artık beni çok iyi tanıyor. Çocukluktan çıkıp yetişkinliğe doğru ilerlerken başta bir tökezlememize rağmen şu an birbirimizi daha iyi anlayarak devam ediyoruz.

Zaman zaman minik sinir krizlerimi de çok iyi tolere ediyor. Sonuçta çalışıp para kazanan, taşıyan, pişiren, her şeyi organize eden tek kişi var. Bana saygı duyduğunu görüyorum, küçük küçük yardım da ediyor, taşıdığım sorumlulukları büyüdükçe daha çok paylaşacak.

Dur durak bilmiyorsunuz... Yaş alırken temponuzdan, güzelliğinizden hiçbir şey kaybetmiyorsunuz. Neslihan Yeldan’ın motivasyon kaynağı nelerdir? Bunun bir sırrı olmalı...

-Aslında baktığımızda kısacık bir ömrümüz var. Ve ne kadar yaşayacağımız belli bile değil. Keyfini çıkartarak, neşeyle, çoğalarak, mutlu olup mutlu ederek yaşamayı seçiyorum. Tabi hiperaktifim, yerimde, aynı yerde kalmayı sevmiyorum. Mutlaka bir şeyler yaratmalı ve insanlara sunmalıyım. Yaşlanmak, işten çekilmek, emekli olmak, vazgeçmek bana göre değil. Bakım yapmayı, diri ve sağlam durmayı severim. Bu bana hayatta da güç veriyor.

Evi ve mutfağı çok sevdiğinizi biliyoruz. Karantina günlerinde bir gününüz nasıl geçiyor?

-Doğru ve lezzetli beslenme hayatımın olmazsa olmazı. Hem kendimi hem oğlumu güzel besleyebilmek için de günün önemli bir kısmı mutfakta geçiyor.

Onun kendi mutfak aletleri var, bazen bana yardım ediyor, eli de çok lezzetli. Bir erkek çocuğunun mutlaka mutfağı öğrenmesi lazım. Bunun dışında yediklerimi harcamak için spor yapmam gerek. Bu da yaş alırken işime yarıyor.

Pandemi bizi kısıtlasa da evde dinlenmeyi, dışarda ise mutlaka bir işimi halletmeyi, arkadaşlarımı görmeyi seviyorum.

Katkıda bulunanlar sayfası için ek soru:

- Her daim kullandığınız aksesuar?

-Şapkalarım ve fularlarım değişmez aksesuarlarım.

- Kombinlerinizde en sevdiğiniz renk?

-Mor, kırmızı ve zümrüt yeşili.

- Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

-Dişi, kadınsı olmayı sevsem de pandemi bizi spor ve casual bir görünüme itti.

- Tatile giderken yanınızdan ne eksik olmaz?

-Parfüm, cilt ve dudak nemlendiricisi, el kremi.

- Dinlemekten vazgeçmeyeceğiniz şarkı?

-Richard Ashcroft / A Song For The Lovers.

- En sevdiğiniz dizi?

-The Affair

Röportaj: Selin HAS AY / Mother’s Life

Fotoğraf: Ece OĞULTÜRK

Mekan: Pera Port Hotels