Girişkenliği, azmi ve yeteneğiyle beraber sevecen karakteri ve doğallığından dolayı da beni
kendisine epey yakın hissettiren Sefer Canbaz, mücadeleci ve istikrarlı yapısıyla güven
oluşturdu. Keyifli çekim günümüzün yansıdığı kareler eşliğinde, Sefer’le sohbetimize
katılabilirsiniz…
1- En başlara gitsek… Nasıl bir çocuktun ve oyunculuk hayatına nasıl girdi?
Okuldan başlayalım aslında… Kravatı en sonda olan, çalışkan, bir o kadar da hareketli,
meraklı, yaramaz sayılsa da saygısını bilen, öğretmenleri tarafından sevilen bir öğrenciydim.
Eve gelir gelmez topu alıp, oyun oynamak için sokağa çıkardım. Güzel bir çocukluk geçirdim.
Oyunculuğa gelirsek; biraz çevre baskısı, biraz sinemaya olan ilgim ve sevgim olmakla
birlikte üniversiteye başladıktan sonra Tümay Özokur’la tanışmam benim için dönüm noktası
oldu. Akademi’de eğitimimi tamamladıktan sonra yer aldığım her set bana tecrübe katarken
bu işe olan tutkumu daha da arttırdı.
2- BTÜ İşletme mezunusun. Kariyerine bu alanda yön vermeyi planlıyor musun?
Henüz mezun olmadım, devam ediyorum. Bölümü okumamdaki sebep; küçük yaşlardan
itibaren okul tatile girdiğinde Bursa Kapalı Çarşı’da kuyumcu dükkanında çıraklık yaptım.
Ailede esnaflar olunca ben de ticaret hayatına erken atıldım diyebilirim. Şu an aktif olarak bu
sektörde çalışmasam da 15 yıl boyunca neredeyse kuyumculuk ve mücevherle ilgili çok şey
öğrendim. Belki de işletme eğitimim sayesinde bunu ileride daha profesyonel hale getirip
ticari bir harekete dönüştürebilirim.
3- Seni ‘Kırmızı Oda’ , ‘Toprak ile Fidan’ ve ‘Ömer’ gibi dizilerde canlandırdığın başarılı
karakterlerle tanıyoruz. Bir proje sana teklif edildiğinde kabul etmende neler etkili olur?
Şu zamana kadar senaryosuna, yapım firmasına ve oynadığım karaktere inandığım işlerde yer
aldım. Rol aldığım tüm projelerin bana oldukça katkısı oldu ve bu durumdan dolayı hem çok
mutluyum hem de kendimi çok şanslı hissediyorum. Sonraki projelerimde de beni
geliştirecek, belki zorlayacak ama kariyerimi her daim bir adım daha öne çıkartacak işlerde
rol almayı hedefliyorum.
4- Rol aldığın projelerde deneyimli oyuncularla çalışmak sana neler kattı? Setteki iletişim seni
hangi anlamlarda değiştirdi ve geliştirdi?
Dediğim gibi bu konuda şanslıyım ki donanımlı, iyi niyetli ve ekip ruhuna inanan insanlarla
çalıştım. Bence sektörde isteyeceğiniz en önemli şeylerden birisi de bu olmalı, en nihayetinde
oyunculuk, ekip işi. Menajerim ve hocam Tümay Özokur’un da eğitim aldığımız dönem bize
öğütlediği ilk şeylerden biri oyuncunun set adabını da iyi bilmesi gerektiğiydi. Buradan
kendisine bir kez daha öğrettikleri için çok teşekkür ediyorum.
5- Tümay Özokur sektörün duayeni… Bu ayrıcalıklı eğitimle nasıl bir hedef belirledin
kendine?
Sizin de söylediğiniz gibi sektörün usta ismi olarak gönül verdiğim işte Tümay Hanım’la
birlikte yürümek benim için büyük şans. Onun tecrübelerinden faydalanarak, kendimi
geliştirmek ve doğru seçimler yapabilmek en büyük hedefim.
6- En çok nasıl bir karaktere hayat vermek istersin?
Bu soruyu ben de kendime zaman zaman soruyorum, hala spesifik bi cevap veremedim.
Leonardo DiCaprio hayranıyım ve canlandırdığı bütün karakterleri dikkatle izliyorum. Bir
gün onunkilere benzer karakterler canlandırmak isterim. Genel olarak dönem işlerini
seviyorum. Lider, savaşçı bir rol olabilir.
7- Bursa’da yaşıyorsun; kendine ayırdığın rahat bir gün nasıl geçer?
Aslında 5 yıldır İstanbul’dayım ama şu dönem yakın da olması sebebiyle daha sık Bursa’ya
gidiyorum ve ailemle vakit geçiriyorum. Bursa’da en sevdiğim şey, ailemle ve dostlarımla
vakit geçirmek.. Özellikle kış aylarında en sevdiğim aktivite ise, Uludağ’a çıkıp kayak
yapmak.
8- Seni en çok neler heyecanlandırır? Hangi durumda hayata karşı daha motive hissedersin?
Doğru bir iş ve sette olmak beni heyecanlandırır. Yeni sayfalar, yeni başlangıçlar biz
oyuncular için sektöre bakış olarak en büyük motivasyon kaynağıdır bence.
9- Düzenli olarak spor yapıyor musun?
Yazın yüzmeyi kışın ise kayak yapmayı sevsem de salonda spor yapma rutinim dönem dönem
değişiyor. Ne kadar uzaklaşsam da başladığımda tekrar yoğun bir tempoya kolaylıkla
girebiliyorum.
10- Sosyal medya ile aran nasıl; en çok nasıl hesapları takip etmeyi seviyorsun?
Sosyal medyanın zehirli yanından çok yararlı kısmıyla ilgilenmeye çalışıyorum. Bana faydası
olacak sektörle ilgili, sinema bilgileri içeren, dil öğretici, tarihi ve özellikle futbol içerikli spor
sayfalarını takip ediyorum.
11- Günlük hayatında nasıl giyinmekten hoşlanırsın; kıyafet seçiminde tercihini en çok hangi
renkten yana kullanırsın?
Biraz daha casual olarak tanımlayabilirim ama yerine göre klasik giyindiğim de oluyor.
Günlük hayatımda kendime yakıştırdığım ve içinde rahat hissettiğim şeyleri giyiyorum..
Özellikle bir renk tercihim yok ama daha çok koyu renkleri seviyorum. İlla bir renk söylemem
gerekiyorsa da mavi diyebilirim.
12- Herkes aşkı kendine göre tanımlar, senin için aşkın tanımını sorsam…
Aşk.. daha tam olarak tanımlayamasam da :) bildiğim, emin olduğum aşk, ailemdir benim
için.
13- Hayat felsefeni nasıl başlıklar oluşturur?
Bunu daha detaylı açmam gerekebilir ama kısaca iyi insan olmak.
14- İleride bu röportajı okuduğunda kendin için bir not bırakmanı istesem…
İlk röportajım, illaki bunu ileride okuduğumda ya öyle mi demişim diyip kendimi eleştiririm
büyük ihtimalle ama şu an çok mutluyum. İlerdeki ben, umarım hedeflediği şeyleri yapmıştır
ve istediği yerde mutlu olmaya devam ediyordur… :)
Kokpit dergisi Ocak 2025 | Röportaj: Dilay Seçkin