DOBRA, HIRSLI VE OTOKONTROLLÜYÜM
Image

DOBRA, HIRSLI VE OTOKONTROLLÜYÜM


Felicia, adını ilk duyduğumda ne değişik bir isim demiştim. Sonra zaten Moldova doğumlu olduğunu öğrendim. Nasıl bir hikayen var? (Nasıl bir aile, nasıl bir çocukluk?)

Sürekli karşılaştığım bir tepki bu:) İsmimi büyük anneannem veriyor. 80-90’ların meşhur şarkısı Felicita’dan geliyor. İsmimin anlamı mutluluk :) Annem Ukraynalı babam İtalyan. Ben küçük yaştayken annemle babam ayrılıyor ve annem bir süre sonra Türk babamla tanışıp evleniyor. Sonrasında üvey babam, Moldova’ya kıyasla Türkiye’de daha iyi bir yaşam süreceğimi düşünerek, annemle burada yaşamamızı öneriyor ve İstanbul’a taşınıyoruz. Biyolojik babamla iletişimimiz olmadığından, daha çok üvey babam büyütüyor beni. Hatta soyadını veriyor. 6 yaşından beri de Türkiye’deyim ve burada eğitim aldım.

Sık gidip geliyor musun doğduğun yere? Burayla yan yana düşününce arada ciddi bir kültür farkı olmalı. Bu sana nasıl yansıyor? Bir zenginlik mi yoksa zorladığı yanları var mı?

Eskiden sıklıkla aile büyüklerini görmeye giderdik. Maalesef ki annemin ailesi vefat ettiğinden dolayı Moldova’yla eskiye kıyasla çok bir bağımız kalmadı. Kültür farkına gelince, evet bunun zorluğunu yaşadım. Aile içinde Rus kültürü hakimdi fakat arkadaşlarım ve çevremde Türk kültürüne göre yaşıyordum. Bazen yaşadığımız olaylara tepkilerimiz ve düşünce yapılarımız oldukça farklı olabiliyor. Ancak iki kültürün verdiği bakış açışı, davranış, tutum ve gelenekler sayesinde oldukça zenginleştiğimi düşünüyorum.

Henüz 23 yaşındasın ama şu ana kadar çok güzel işlerde izledik seni. Oyunculuğa nasıl başladın? Sana ne ifade ediyor?

Klasik uzun boylu genç kızların çevrelerinden gelen mankenlik yapsana yönlendirmeleriyle başladı hikayem. 14 yaşında modellik eğitimi almaya başladım, defilelere ve fotoğraf çekimlerine başladım. Lisedeyken tiyatro gruplarına katılırdım ama modellik o kadar önemliydi ki benim için hiç aklıma gelmemişti oyunculuğu meslek olarak seçmek. Bazen dizi, film ve kliplerde model olarak çalışırdım. Bir gün ajansta çalışan bir arkadaşım “Organize İşler Sazan Sarmalı” filmine gitmemi söyledi. Oradayken Yılmaz Erdoğan, Güven Kıraç gibi usta oyuncularla çalışmak beni daha da şevklendirdi ve hemen arkadaşıma beni model olarak değil de oyuncu olarak sunmasını istedim. Böylece “Sen Anlat Karadeniz”, “Çakallarla Dans 5” ve “Hekimoğlu” gibi güzel projelerde çalışma fırsatı yakaladım. Böylelikle oyunculuğa olan aşkımın içimde iyice büyüdüğünü farketmiştim. Sonraki aşamada neler yapmam gerektiğini araştırdım. Oyuncu koçum Burak Sarımola’yla tanıştım ve onunla çalışmaya başladık. Burak Hoca sayesinde de menajer Tümay Özokur’la tanıştım ve kariyer yolculuğumda birlikte adım atıyoruz.

Oyunculuğun bana ne ifade ettiğine gelirsek. Çocukken oynadığımız oyunlar misali, sürekli hayali bir karakter ve hikaye yaratıp bunu hayata geçirme hali. Gerçek hayatta olan karakterleri hatta bazen hayali karakterleri binbir türlü duygularla yaşayıp onlarla bağ kurmak o kadar zevkli ki.

Şimdi de Kırık Hayatlar’da Ela olarak karşımızdasın. Nasıl bir bağ kurdun Ela ile?

Ela, gücü seven bir karakter. Benim de hayattaki en büyük amaçlarımdan biri güçlü olmak. İkimizde kendi ayaklarımız üzerinde durmayı seven, karşımızdaki insanların bizi kullanma ihtimaline karşı savunma mekanizması oluşturan bir yapıya sahibiz.

Para harcamaya, gezmeye düşkün biri. Bu yanlarıyla sana benziyor mu?

Harcamaktan çok birikim yapmayı tercih ederim. Gezmeyi severim ama daha önce görmediğim yerlere şehirlere gitmek, başka ülkelerin kültürleriyle tanışmak, oraların lezzetlerini keşfetmek daha çok ilgimi çekiyor.

Senin lüks tanımın ne? Lüksü sever misin? Parayı neye harcarken düşünmez, neye harcarken iyi düşünürsün?

Bana göre lüks, insanın kendini mutlu eden maddi manevi alabileceği şeylerdir. Lüksü genel anlamıyla maddiyat ağırlıklı tanımlarsak olmazsa olmazım diyemem. İnsanları, mekanları, eşyaları gereksiz gösterişli kılan bir sıfat olduğunu düşünüyorum. Kendime yatırım yapmak amaçlı kişisel zevklerim doğrultusunda harcadığım parayı çok sorgulamam ama kıyafet ve diğer eşyalara para harcarken bin kere düşünürüm. Benim en büyük zevkim; teknoloji ve bilmediğim ülkelere giderek oralarda yaşadığım deneyimler…

Ela aynı zamanda samimiyetsiz, gösterişe meraklı, hırslı ve zaman zaman ‘kötü’ olabilen biri. Normal hayatta böyle biri sana ne hissettirir?

Koşarak uzaklaşırım :) Bu tarz insanlar tehlikelidir. Neye nasıl tepki vereceği, nasıl davranacağı, ne düşündüklerini ve ne planladıklarını asla bilemezsiniz. Ama zorunlu olarak aynı ortamda bulunacaksam onu tanımaya çalışır, neden öyle gözükmeye çaba sarfettiğini aslında içinde yani gerçekte ne yaşadığını, nasıl biri olduğunu anlamaya çalışırdım.

Senin kötülük tanımın ne? Bir insan, bir insana ne yaptığında buna büyük kötülük dersin?

Karşındakinin bilerek ve isteyerek canını yakmaktır kötülük benim için. Hepimiz karşımızdaki insanın bakış açısından bakarak ona kötülük yapmış olabiliriz. Ama eğer bu isteyerek yapılmamışsa kötülük olamaz. Eğer biri birine kıskançlığından, kötü niyetinden hayatına, canına, ekmeğine zarar vermeye çalışırsa bu en büyük kötülüktür benim için.

Kırık Hayatlar günlük bir dizi. Çalışma şartları vs. açısından kıyaslayınca çok zor yanları var mı ya da sen zorlanıyor musun?

İlk uzun soluklu projem olduğu için şu anda zorluğunu anlamıyorum aslında. Heyecanlı olduğum için sanırım. İlk defa set ortamında olmanın zorladığı yanlar olsa da oyuncu arkadaşlarım ve yönetmenlerimin desteğini her zaman hissediyorum.

Bu hikayenin neyi çekti seni? Kırık Hayatlar’ın izleyiciyle sıkı bir bağ kuracağını düşünüyor musun?

Pembe dizi küçüklüğümüzden beri ilgimizi çeken diziler değil mi zaten.. :) Aşk, dram, entrika, gerilim, sırlar.. yani yok yok.

Biraz sana dönersek; Felicia nasıl biri? Karakterinin en baskın özellikleri neler?

Meraklı, dobra, hırslı, otokontrollü bir yapım var.

Değiştirmek elinde olsa kendinde neyi değiştirmeyi isterdin?

Bazen kafamda yaşayabilme potansiyelim olduğunu düşündüğüm birkaç olumsuz şeye daha fazla odaklanıp kötü senaryolar yazabiliyorum. Çıkabilecek bir soruna karşı sürekli tetikte olup, plan yapmak çok yorucu bir hal. Umarım bir an önce bu özelliğimi değiştirebilirim.

Duygusal mısındır yoksa gerçekçi yanların mı ağır basar? Önemli bir karar alırken kalbine mi aklına mı danışanlardansın?

İlişkilerimin hepsine mantıksal yaklaşırım. Yaptığım hareketin, davranışın, sözün her zaman mantıksal yönü olmalı. Bu belki de benim duygusal açıdan zarar görmemek için ördüğüm bir duvardır. Sevdiğim insanlar için yapmayacağım şey yoktur tabii. Kararlarımı aklıma ve hislerime dayalı düşünerek hareket ederim.

Yaşadığın hayata, tüm sahip olduklarına bakınca, hayatın bütünü sana ne hissettiriyor?

Hayatta o kadar çok sınav veriyoruz ki, bazen plan yapmaktan kendimizi akışına bırakmayı unutuyoruz. Ne istediğini bilip, çok çalışınca yapamayacağımız hiçbir şey yok.

Henüz yolun başında sayılırsın bi yandan da. Geleceğe dair en çok arzu ettiğin, hayalini kurduğun şeyler neler?

Klasiktir ama en çok hayalini kurduğum şey aile kurmak. Hatta erken anne olup evlenmek istiyordum fakat hiç evlenmek istemiyorum diyenler evleniyor galiba totem değiştirmeliyim :) İş hayatında arzu ettiğim ise; yurtdışında aksiyon filminde yer almak. Charlize Theron’la aynı projede olmak fena olmazdı :)

Dizide Ela, nişanlısını aldatma ihtimali var gibi düşündürüyor. Aldatmak ve aldatılmak üzerine ne söylersin? Ne olunca kendini aldatılmış hissedersin?

Sence duruma ve şartlara göre affedilir bir yanı olabilir mi?

Çoğu insan hayatında böyle bir duyguyla karşılaşmıştır. Eğer birinin sana hissettiği duygularına karşılık onun incineğini bile bile ona zarar veriyorsan bu o insanı aldatmaktır. Şartlar koşullar ne olursa olsun asla affedilir bir yanı olamaz. Birini kandırmak kolay fakat sonuçlarına katlanmayı da göze almalıdır.

Aşk sana ne ifade ediyor?

Aşk; gözlerini, aklını kapatan, sonu olmayan bir uçurum gibi geliyor.

Hayattaki en büyük tutkun, seni en heyecanlandıran şey ne ya da kim?

Tutkuyla aşkla bağlı olduğum şey tabii ki mesleğim. Beni her gün setteyken ya da eğitim alırken heyecanlandırabilen tek şey.

Röportaj: Oya ÇINAR, Posta

Fotoğraf: Ozan GÜZELCE