BENİM İÇİN BAŞROL SENARYODUR
Image

BENİM İÇİN BAŞROL SENARYODUR


Oyunculuğu nasıl tanımlarsınız? 
Günlük hayatlarında insanlar oyunculardan çok daha fazla rol yapıyorlar bence. Yalan mı? Nasılsınız sorusuna iyiyim diyorlar, iyi değiller. Özledim diyorlar, hiç de özlemiyorlar. Şöyle bakıyorum oyunculuğa; siz ne kadar inanırsanız seyirci de o denli inanır. Büyük bir sorumluluk var üzerimizde her akşam insanların evine dizilerle birlikte destursuz giriyoruz ve o dünyanın içine çekiyoruz. Günlük sorunlarından birkaç saatliğine onları uzaklaştırıyoruz. “Ne kadar sahici!” en güzel iltifat bu bence.

14 sezondur “Arka Sokaklar” dizisinde rol alıyorsunuz. Son olarak Gain’de ise rol aldığınız “Etkileyici” dizisi 2. sezonuyla yayında. Buradaki rolünüzden bahsedebilir misiniz?
“Etkileyici”deki anne karakteri, biraz zorlayıcı bir rol oldu açıkçası. Hem çok keyif aldım hem de zorlandım. Kızının başına gelenler ve bu durum karşısında güçlü olma, metanetini koruma halleri benim açımdan kolay değildi. Yönetmenimiz Hande Türkel çok güzel ve çok doğru yönlendirdi beni; ona buradan bir kez daha teşekkür etmiş olayım. Komedi ritmine ve zamanlamasına alışık olan bir oyuncuyu –yani beni- çok güzel havaya soktu.

Yer alacağınız proje seçimlerinde öncelikleriniz neler? Neye göre karar veriyorsunuz?
En önemli unsur senaryo elbette. Benim için başrol, senaryodur. Çoğu meslektaşım gibi ben de kalp gözümle karar veririm. Kalbim “Yap!” der, yaparım.

Kabul edip veya reddedip sonrasında pişman olduğunuz roller oldu mu?
Bugüne dek kabul edip de pişman olduğum bir rol olmadı çok şükür. Etmeyip de Ah!, Keşke! dediğim roller oldu tabii ama bu projelerin ismi bende kalsın..

“İkinci Bahar”, “Yabancı Damat”, “Arka Sokaklar” gibi pek çok dizide rol aldınız. Kendinizle bağdaştırdığınız, rolden çıkamadığınız, kendi hayatınıza da fikirlerini uyarladığınız bir karaktere hiç denk geldiniz mi? Yoksa dizi setinden çıktığınız anda karakteri orada bırakıp kendi hayatınıza devam edebiliyor musunuz?
Gerçek bir aktör için “rolden çıkma” diye bir durum söz konusu olamaz. Öyle bir durum yaşayan kişi aktör değildir ve acilen doktora gitmelidir. Ne yani! Katili oynuyorsa setten çıkar çıkmaz insanları mı öldürecek? Bazen öyle roller gelir ki sizinle hiçbir ortak yönü yoktur ama bayılırsınız o karaktere. Mesela; “Sağ Salim 2” sinema filminde aynen bu söylediğimi yaşadım. Oraklı, yüzünü karalara boyamış, gözü pek, kızının canını kurtarmak için kötü adamların canını alan o annenin benimle hiç ortak yönü yoktu, bayıla bayıla oynadığım o filmde. Karakteri sevmeli ve ona sahip çıkmalısınız. Yoksa tatsız tuzsuz bir şey çıkar ortaya.
Aşk Yeniden dizisindeki Yadigar’la da tek ortak yönüm Karadenizli olmamızdı. Bölge insanını tanımanın, ritmini bilmenin ve şiveye aşina olmanın avantajını yakaladım orada. Çok severek oynadığım bir karakterdi. Hala özlüyorum Yadigar’ı. Yabancı Damat’taki Rabia da matrak hınzır bir kadındı. Aklı hep hinliğe çalışırdı; kötü değil patavatsız ve pervasızdı. Sonda söylenecek lafı en başta söyleyen sinir bozucu bir tipti. Çok eğlenirdim oynarken.
Kısacası karakterle ortak bir yön bulmak yerine onu sevmek ve savunmak yeterli bence.
“Don Kişot’um Ben” oyunu 2023 sezonunda da sahnelenmeye devam edecek. Yeni bir oyun hazırlığı var mı peki programınızda? 
“Don Kişot’um Ben” çok sevildi. Seyircimiz kolay kolay bizi bırakmayacak gibi duruyor. Böyle bir zamanda dolu salona oynamak şahane bir duygu. Bu sezon da devam ediyoruz çok şükür. 
Galata Perform’da “Yeni Metin Festivali”nde Sema Keçik dostumla, Mert Öner’in yönettiği, Sena Işıldar’ın yazdığı bir projede yer aldık. Bu bir okuma tiyatrosuydu ve çok sevildi. Belki daha sonra bunu sahneye taşıyabiliriz, zaman gösterecek.
İyi karaktere hayat vermek mi daha zor, kötüye mi? Kötü karakteri canlandırmak, oyuncuya daha geniş bir alan açıyor mu?
İyi ya da kötü karakter yoktur; katmanlı düşünmek lazım. İyinin içinde kötü, kötünün içinde iyi vardır. Her şey zıddıyla var olur. Buradan yola çıkarsak hınzır karakterler daha eğlenceli olur diye cevaplayayım bu soruyu. Hep iyi, hep cici hep tatlı, can sıkıcı olur bir müddet sonra. Göl balığı gibi bir şey, yağlarsın olmaz, tuzlarsın olmaz, limon sıkarsın olmaz. Tatsız tuzsuz sası bir şey olur. Tabii ki sizin kötü dediğiniz karakter, seyircinin daha çok dikkatini çeker her zaman. Oyuncu için de avantajlı bir durumdur bu.

İmkânınız olsaydı hangi yönetmenin hangi filminde oynamak isterdiniz? Neden?
Nuri Bilge Ceylan’ın dünyasını, kurduğu atmosferi çok beğeniyorum. Kısmet! Çağan Irmak da aynı şekilde yüreğimi titretiyor. 

Bu yoğun tempo arasında kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Size özel kaçamaklarınızı öğrenebilir miyiz?
Sık sık bisiklete binerim. Her fırsat bulduğumda adaya kaçarım. Dostlarımla balık pişiririm. Kadıköy çarşısında dolanır turşu vitrinlerine bakarım, baharatçıları gezerim. Sık sık parkta yürüyüş yapar ağaçları seyrederim. Deniz olmadan olmaz!  Deniz mevsimi gelince suya girer, Ekim ayının sonunda çıkarım.. (gülüyor) 
Yakın zamanda sizi en çok etkileyen kitap, film ya da dizi hangisi/hangileri oldu?
Üzerinden zaman geçse de kesinlikle “Joker” derim. Çok etkileyiciydi. Şimdilerde “Sıcak Kafa”yı izliyorum. Çok sıkı bir kitap okuru olduğum için, aklıma ilk geleni söyleyeyim. Ian Mc Ewan’ın Cumartesi kitabı.

Sık sık seyahat eder misiniz? Seyahat alışkanlıklarınız veya tercihleriniz var mı? 
Seyahat etmek bence insanın kendine vereceği en güzel hediye. Seyahat rotasını belirlediğim an, haritaya bakarım, sağını solunu incelerim. Bazen Ankara’ya arabayla, bazen yakın mesafedeki adalara tarifeli motorlarla geçmeyi tercih ederim. Yakın mesafede olmasından ötürü Yunanistan en çok seyahat ettiğim yerlerden biri. Midilli, Rodos, Sakız, Samos, Tasos hepsini eşimle gezdik, hatta bazılarına ikişer kez gitmişliğim var. Ayvalık da çok sevdiğim yerlerden.. Anlaşıldığı üzere Kuzey Ege bize daha çok cazip geliyor. 
Uçak yolculuğunu da çok severim hatta birçok insanın aksine tekerleklerin toplandığı an “Oh be” der, kendimi mutlu hissederim. Yanağı olsa sıkacak kadar sempatik gelmiştir bana uçaklar. Trabzon’a inişi de çok severim mesela. Pist daracık ve denizin hemen yanında olduğu için neredeyse dalgaları görürsünüz. 

Yurt içinde ve dışında gözde tatil lokasyonlarınız var mı? Yoksa unutamadığınız bir tatilinizi okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?
En uzun ve en ilginç rotam; Küba. O dönem direkt uçuş yoktu. O güzelim Küba’ya Moskova’dan aktarmalı gidebilmiştim. İyi ki gitmişim dediğim özel yerlerden… Nefis bir yolculuk, nefis bir maceraydı. Unutamadığım seyahatlarimden biri de İtalya’ydı. Verona’ya gitmiştim ve Arena’da Opera Festivali’nin açılış gecesinde Aida seyrettim. Olağanüstü bir atmosferdi ve hayatım boyunca unutamayacağım bir gece olarak hala hafızamda.
İspanya’yı, Portekiz’i, Sicilya’yı ve Latin Amerika’yı çok merak ediyorum. Özellikle Şili’yi.. İnşallah kısmet olur da oraları da görür, güzel anılarla dönerim. Sanırım bu yaz rotamız yine Yunan Adaları olacak..

Ocak 2023 | flypgs.com | Röportaj: Zeynep KUN | Fotoğraflar: Ece OĞULTÜRK