BABALIK EŞSİZ BİR DUYGU
Image

BABALIK EŞSİZ BİR DUYGU


Ebebek: Hem bir erkek hem de bir kız babası olarak bize babalığı nasıl tanımlarsınız? Siz nasıl bir babasınız?

Burak Demir: Öncelikle, evlat sahibi olmak insana hayatı, tüm anları ve kavramlarıyla yeniden öğreten bir süreç… Bir baba olarak kendimi evlatlarımın sahibi olarak görmedim hiçbir zaman. Çünkü onlar, dünyaya ait insan evlatları... Ben sadece, onları koruyup kollamak ve onlara rehberlik etmek zorundayım. Onları, kendi hayat tarzımdaki tecrübelerimle değil;  anlayarak, dinleyerek büyütmeli ve bu rehberliği sürdürmeliyim. Bu durumun da kız çocuk ya da erkek çocuk arasında bir fark oluşturduğunu düşünmüyorum. Oğlum Kuzey, bana her zaman “sen bu dünyadaki en güzel, en komik, en eğlenceli babasın, baba” der. Demek ki öyle bir babayım. J Sonuçta, 9 yaşındaki bir çocuğun bakış açısı ya da görüşü çok önemli. İşin şakası bir yana, hayatın her anını elimden geldiğince onlarla geçirmeye çalışan, onlarla ebeveynliğin yanı sıra arkadaşlık ilişkisi kurmaya çalışan bir babayım.

 

Ebebek: Babalıkla annelik arasındaki en temel fark ve en çok benzeyen özellik nedir sizce?

Burak Demir: İnsanın doğası gereği anneyle evlat arasında kutsal bir bağ kuruluyor. Ama anne baba olarak aradaki somut farkı sorarsanız; emzirmek diyebilirim. En çok benzeyen özellikse, eğer gerçekten isteyerek baba olduysanız evladınıza duyduğunuz sevgidir.

 

Ebebek: Erkeklerin baba olunca “içindeki çocuğun ortaya çıktığı” söylenir… Bu durum sizde de gerçekleşti mi? Çocukla çocuk olup türlü muzırlıklar yapıyor musunuz?

Burak Demir: Benim içimden bir çocuk çıkmadı çünkü bence zaten büyümedim. Büyümeyi beceremiyorum. Hala oyuncakçılarda saatlerce vakit geçirebilirim, beğendiğim bir oyuncağı kendim için satın alabilirim. Zaten mesleğim, oyun oynamak… İçimdeki çocuğa sahip çıkamazsam, mesleğimi de icra edemem. Bu arada, oğlumun yaptığı muzırlıkların çoğunu, ona ben öğrettim. Kızım Mavi’yi de şu an baba-oğul muzırlık konusunda yetiştiriyoruz.

 

Ebebek: İlk başlara dönecek olursak baba olacağınızı ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?

Burak Demir: İlk duyduğumda birçok duyguyu aynı anda yaşadım. En başta, korku… Çünkü 33 yaşımdaydım ve “hayata dair ne kadar tecrübem vardı ki bir insana rehberlik edebileyim?” diye düşündüm. Başlarda, her şeyi siz öğretmek zorundaymışsınız gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. Ama zamanla, hayatı onunla beraber yeniden öğrenmeye başladığınız için yaşadığınız tüm korkular geride kalıyor. Şu anki hislerimi sorarsanız, baba olmak bir erkek için dünyada yaşanabilecek en eşsiz duygudur bence.

 

Ebebek: Hamilelik süresi boyunca eşinize nasıl destek oldunuz?

Burak Demir:  Karım Bikem’in hamileliği boyunca, süreci paylaşımlı ve eğlenceli geçirdik.  Sonuçta, bir kadın hamileliği boyunca biz erkeklerin asla anlayamayacağı hormonal bir değişime giriyor. Bu, başta onlar için çok zor bir süreç. Dolayısıyla, eş olarak her zaman sakin kalmalıyız ve kadınlara hamilelik süreçlerinde çok büyük anlayış göstermeliyiz. Bence bu süreç, evlilik yaşamının en eşsiz süreci…

 

Ebebek: Hamilelik sürecinde kadınlarla beraber erkeklerin de kilo aldığı söylenir, sizde de bu durum gerçekleşti mi?

Burak Demir: Yıllardır yediklerime, kiloma hep dikkat etmeye çalışmış biriyimdir. Bikem’in hamileliğinin 5. ve 6. aylarında farkına varamadığım bir sürece girdim. Kendisi hamileliği boyunca fazlasıyla sağlıklı ve dikkatli beslendi, bu arada canının istediği her şeyi de yedi. Kısa süre de olsa, baktım ki her akşam tırtıkladığı yiyeceklerden farkına varmadan ben de yiyorum. Ama bu durum bile bizim için yine eğlenceli bir hal almıştı. Çünkü son iki ay her gece kendimi elimde koca bir salatalıkla buluyordum. Aslında biz ailece kilo almadık çünkü karım hamileliği boyunca toplam 8 kilo aldı.

 

Ebebek: Doğum nasıl gerçekleşti, doğuma girdiniz mi?

Burak Demir: İki çocuğum da sezeryan oldu. İlk evliliğimde Kuzey’in doğumuna girebilmiştim. Ancak Mavi’nin doğumuna, hastane politikaları nedeniyle, çok istememe rağmen giremedim. Kuzey’in doğum anını sakince izleyebilmiştim. Fakat bir yavrunun hayata tutunmak için aldığı ilk 3 nefesi asla unutamam. Dünyanın en kutsal anıydı benim için. O yüzden de tüm baba adaylarına tavsiyem, evlatlarının doğum anına şahit olmalarıdır.

 

Ebebek: Mavi’nin bakımıyla ilgili eşinizle görev paylaşımı yapıyor musunuz? Bebek bakımıyla ilgili sizin göreviniz neler?

Burak Demir: Bizim ailemizde görev paylaşımı diye bir şey yoktur. Bu konu evle ilgili olabilir, temizlik olabilir, bebek olabilir… Biz tam anlamıyla müşterek bir yoldaşlık yaşıyoruz. O an eksik olan, yapılması gereken ne varsa ve kim müsaitse o yapar evimizde. O yüzden Mavi ile ilgili her şeyi ben de yapabiliyorum, çünkü yeri geliyor Bikem’in çalışması gerekiyor, işe gidebiliyor.  Bu nedenle bebek bakımıyla ilgili her şeyi yeri geliyor, ben üstleniyorum.

 

Ebebek: Bebeğinizle 24 saat yalnız başınıza geçirebilir misiniz? Yoksa bir yardımcıya ihtiyaç duyar mısınız?

Burak Demir: Eğer bir bebek annesini emiyorsa, onunla 24 saat yalnız olmanız mümkün değildir ve bu durumu çözebilecek tek kişi de onun annesidir. Fakat geçtiğimiz aylarda Bikem faal olarak işe gidip geldiği için, yaklaşık 2 ay Mavi ile ben ilgilendim. Tabi ki bu benim için kolay bir süre değildi çünkü Mavi hala annesini emiyor. Ama sorunun asıl cevabı olarak; bir dakika bile oturamayacağımı bilsem dahi bebeğimle 24 saat geçirebilirim.

 

Ebebek: Çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz? Hem yaşları itibariyle hem de cinsiyetleri itibariyle farklılık gösteriyordur muhtemelen. Onlarla en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Burak Demir: Bahsettiğim gibi, sonuçta hala büyüyememiş bir insanım. Uğraştığım birçok hobim var; maket yapmak, figür boyamak, uçurtma uçurmak, at binmek, dalış yapmak vs. Tabi şu an Mavi henüz bebek ama Kuzey için, ne biliyorsam ona öğretiyorum. Çünkü hobileriyle uğraşmak insanı hep mutlu eder. Kuzey sayesinde de lego yapmak gibi bir hobim daha oldu. Yani oğlumla vakit geçirebileceğimiz elimizde dünya kadar fikir ve materyal var. Kızım Mavi, 18 aylık ancak 2 gün önce kendisinin Barbie bebeğinin ayakkabılarını değiştirdim. Yani anlayacağınız, ufak ufak evciliğe geçtim J

 

Ebebek: Baba kız aşkı Mavi’yle sizin aranızda da var mı?

Burak Demir: Tüm arkadaşlarım, “kız çocuk başka” der dururdu. Tecrübe etmediğim için nasıl bir fark olduğunu bilmiyordum, aslında halen de farkı görmüş değilim çünkü henüz çok küçük. Kuzey’in bebekliğini ya da sürecini düşününce onunla da aramızda ne kadar büyük bir aşk olduğunu görüyorum. Ama şu kesin bir gerçek; kızım Mavi bana aşık! Daha şimdiden yüzüme okşayarak (aslında tokatlayarak) ve “baba” diye seslenerek (çığlık atarak), beni uyandırıyor. Ve sanırım, günde 250-300 kez baba diye sesleniyor (çığlık atıyor.)

 

Ebebek: Kuzey ve Mavi’nin arası nasıl?

Burak Demir: Evet, Mavi bana aşık ama Kuzey’e daha da aşık! Onların birbirleriyle olan iletişimini saatlerce izleyebilirim. Sürekli ya Kuzey ya Mavi, birbirlerine sarılıp birbirlerini öpüyorlar. Mavi bence çok şanslı bir kız çocuğu çünkü Kuzey gibi sevgi dolu, paylaşımcı, kollayan, öğreten ve bunu içinden gelerek, sevgiyle yapan bir abisi var. Kuzey de kardeşi olduğu için hayata bazı noktalarda farklı bakmaya başladı. Bir baba olarak, ikisinin böyle bir bağ kurabilmiş olması en çok şükredebildiğim durumdur.