ASIL HEDEFİM DOĞRU PROJEYİ BULMAK
Image

ASIL HEDEFİM DOĞRU PROJEYİ BULMAK


Kan Çiçekleri dizisinde Gül karakterine hayat veren güzel oyuncu Buse Bedir; işini heyecanla yapan, sürekli kendini geliştiren ve gelecek için çok güzel adımalrla ilerleyen genç bir yetenek.

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Sürecinizden biraz bahseder misiniz?

Oyuncu olmaya 7-8 yaşlarında tiyatrodan ve oyunculuktan daha bir haberken kendi kendime küçük bir piyes yazarak başladım. Yazdığım piyesi evde ailemle canlandırmak istedim. Yaptığım şeyin ne olduğunu bilmeden babam beni tiyatro oyununa götürdü ve izlediğimde hayalimdeki mesleğin bu olduğuna ve oyunculuk yapmak istediğime karar verdim. Elbet biraz da karar verme sürecim, oyunculuğu keşfetmemle beraber oldu.

Kan Çiçekleri dizisinde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Dizide Gül karakterine hayat veriyorum. Gül, yaşadığı konağın sahipleri tarafından küçük yaşta annesiyle beraber konağa getirilmiş ve büyüyünce de hizmetçi olarak devam etmiş. Aslında bu hayatı çok sevmeyen, annesi gibi hizmet ederek hayatını geçirmek istemeyen bir karakter. Çünkü herhangi bir sosyal hayatı olmayan bütün zamanını mutfakta dört duvar arasında geçirmeye karşı gelen, isyan eden bir kız. Ta ki evin oğlu Fırat’la tanışana kadar.. Sonrasında ise babasızlığın ve tek tüze hayatının yanında birini sevmek onu daha sevgi dolu insan canlısı biri haline getiriyor. Gül, oynamaktan keyif aldığım bir karakter. Bu sebeple yapımcılarımız Unik Film, Rains Pictures ve yönetmenlerimiz Ömer Baykul ve Halil İbrahim Ünal’a bana bu rolü oynama fırsatı tanıdıkları için çok teşekkür ediyorum.

Çekimler nasıl gidiyor?

Benim için birinci sezona göre özellikle ikinci sezon daha yoğun geçiyor. Karakterin dönüşümüyle beraber çalışma tempom da arttı. Genel olarak da çekimlerin profesyonel bir ekiple çok hızlı geçtiğini söyleyebilirim.

Günlük dizi ya da haftalık yayınlanan bir dizide oyuncu olmak ayrımını nasıl açıklarsınız?

Günlük dizinin yoğunluğundan ötürü çoğu sahneleri peş peşe çekiyoruz. Özellikle duygu yüklü sahnelerin adaptasyonu bu yüzden biraz zor olabiliyor. O konsantreyi daha kısa sürede yakalayıp tutman gerekiyor. Bunu destekleyerek yine günlük dizi program olarak daha sıkıştırılmış bir programa sahip. Haftalık dizi de ise zamansal olarak biraz daha rahat geçiyor. Oyuncunun da kendi karakterinin hazırlık sürecini yönetmesi kolay oluyor.

Bu işin okulunu okumak mı yoksa setler de büyümek mi?

Bana göre tabi ki okulunu okumak. Tabi setlerde büyüyüp, pişen oyuncuları da asla yadsımıyorum. Fakat ben en baştan beri yolumu böyle çizdiğim için ve oyunculuk anlamında konservatuvarda kendimi besleyebildiğim büyük bir alan yaratabildiğim için okulunu okumak derim. Çünkü aynı zamanda okulda o karakteri araştırırken çalışırken insana ait her şeyle baş başa kalıyorsun ve burada hem insan olarak hem oyuncu olarak oradan beslenebiliyorsun. Bu da benim için oyunculuğu daha özel kılıyor.

Oyunculuk senin için ne anlam ifade ediyor?

 

Oyunculuk benim için o rolü oynamak kadar biraz da o kişinin derdini anlayabilmek. Gerçek hayatla o karakter arasında kendinle yüzleşebilmek aslında. Biraz da kendine döndüğün yer olarak bakıyorum ben oyunculuğa.

Şimdiye kadar oynadığınız diziler ya da filmler arasında kendinizi kendinizle özdeşleştirdiğiniz karakterler var mı?

Aslında bariz kendimle özleştirdiğim bir karakter yok. Zaten en uzun hayat verdiğim karakter Gül. Bu yüzden onda kendimden bulduğum şeyleri söylemem benim için daha kolay olacak. Gül de benim gibi özellikle sevdiği adamın karşısında hem de genel olaylar karşısında sevgisiyle aşkıyla dik durabilen bir karakter. Sevgiyle her zorluğu yenebilmeye inanan ve bunun için gücünü gösterebiliyor olması beni yansıtıyor.

Kötü karakteri oynamak her zaman daha dikkat çekicidir. Sizin de kötüyü oynamak gibi bir isteğiniz var mı?

Oyuncu olarak direkt böyle bir isteğim yok açıkçası. Evet kötü karakterin vurucu tarafları daha belirgindir ve bu açıdan oyuncuyu rahatlatan bir tarafı da vardır. Ama sanırım oynadığım karakterlerin enerji dinamiğinin farklı olması beni daha çok tatmin ediyor. O karakteri benim için daha meraklı ve çekici hale getiriyor.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Yapılan eleştirileri ve yorumları ciddiye alır mısınız?

Sosyal medyada Instagram’da vakit geçirmeyi seviyorum. Sürekli online olarak var olmak çok bana göre değil. İnsanlara bakmayı, gündemi takip etmeyi daha çok seviyorum. Kan Çiçekleri’nden sonra etkileşimim daha da arttığı için sosyal medyaya çok daha adapte olmaya çalıştığımı söyleyebilirim. Yapılan yorumlara ve eleştirilere tepkisiz kalıyorum genelde. Oyunculuğumla ilgili tekrara düşen iyi-kötü yorumları ciddiye alırım o ayrı tabi.

Hayalinizde oynamak istediğiniz bir oyuncu var mı?

Tecrübesiyle yarattığı karakterlerle kendini kanıtlamış Haluk Bilginer’le karşı karşıya gelmeyi çok isterim.

Kendi kariyer planlamanız da hedefleriniz neler, kendinizi nerde görmek istiyorsunuz?

Öncelikle benim asıl hedefim, doğru projeyi bulmak diyebilirim. Bu doğrultuda menajerim Tümay Özokur ile en doğru kararı vermeye çalışıyoruz. Gerçek bir sıçramanın doğru projeyle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum.  Sıçrama dediğim evet oyunculuğumu gerçekten kanıtlayabildiğim bir alan. Doğru proje, doğru, zaman, doğru kadro, doğru rol, birçok dinamik var. Yurt dışında bir şeyler yapabilmeyi de çok isterim.

BeStyle Şubat 2024

Röportaj: Mukaddes Kaya

Fotoğraf: Ece Oğultürk