AİLEM GİTTİKÇE GENİŞLİYOR
Image

AİLEM GİTTİKÇE GENİŞLİYOR


Son dönemin dikkatleri üzerine çeken “Menajerimi Ara” dizisinin Jülide’si, Nazlı Senem Ünal ile sizler için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Gerek oyunculuğu gerek güzelliği ile izleyenlerin dikkatini çeken Nazlı Senem Ünal’a merak ettiklerimizi sorduk.

Nazlı Hanım tiyatro ilk gözağrınız. Bu serüven nasıl başladı sizden dinleyebilir miyiz?

Ben lisedeyken abim tiyatro ile ilgileniyordu. Onun oyunlarını izleye izleye ben de ona özenmeye başladım ve bir özenme sonucu başladı diyebilirim benim de serüvenim. Çok keyif aldığımı fark edince de bırakamadım.

Ailenizin bu yolculuğunuzdaki yeri nedir; desteklediler misi sizi ya da doğrudan yardım aldığınız biri oldu mu?

Ailem ne yaparsam yapayım hep bana güvendiler, destek oldular. Tabi başta çoğu aile gibi bu mesleği hobi olarak da yapabileceğimi çokça diretmeye çalıştılar ama kimseyi kolay kolay dinleyen biri değildim. İnat ettim ve sonunda onları da ikna ettim. Şimdi onlar, bu mesleği seçtiğim için benden daha mutlu.

Çok Güzel Hareketler Bunlar’da yaptığınız skeçler ile de evlerimize konuk oldunuz. O ailenin içinde olmak nasıldı?

İyi ki BKM ile başlamışım profesyonel oyunculuk serüvenime diyorum. İnanılmaz zor ama bir o kadar da büyük bir tecrübeydi benim için. Sabah akşam sürekli beraber olduğum kalabalık bir aileydik orada. Bu kadar yakından tanıdığın, iyi kötü birçok anını paylaştığın insanlarla iş yapmak hayatı daha kolay kılıyor. Zorlukları da vardı tabi:) ama unutamayacağım anılar biriktirdiğim, sektöre dair büyük tecrübeler edindiğim koca bir dönemdi benim için.

Birazda eğitim hayatınızdan bahsedelim. Hangi okuldan mezunsunuz ne eğitimi aldınız?

Ben konservatuvar eğitimimi Müjdat Gezen’de aldım. Ziverbey’deki meşhur beyaz köşkte. Müjdat Gezen YÖK’e bağlı değil malesef biraz da bu yüzden ailemin de ısrarıyla tekrar sınavlara hazırlandım. ‘Üniversite mezunu’ olabilmek adına. Maltepe Üniversite’sinde reklamcılık okudum.

Tiyatro mu, dizi mi, sinema mı, sizce hangisi?

Hepsinin yeri çok ayrı benim için. Tiyatro, hep bambaşka bir haz vermiştir bana. Sahnede olmak, seyircinin tepkisini birebir o an alabilmek tarif edilemez. Bu sıralama dönem dönem değişiyor hayatımda. Şu an dizi ve sinema önceliğim.

Sinema ve tiyatro dışında sanatın hangi dalları ilginizi çekiyor?

Sanatın her alanı bana keyif veriyor ama müzik ve dansa da ayrı bir ilgim var.

Şimdiye kadar hangi projelerde hangi karakterleri canlandırdınız?

Ben son üç senedir hayalini kurduğum bu mesleği yapıyorum. Bunun ilk bir buçuk senesinde BKM’deydim zaten. Skeçlerde birçok karakteri oynadım. Sonrasında Menajerimi Ara’da Jülide oldu ve son olarak da Saklı’da Müge.. Daha nice karakterlere diyelim :)

Canlandırdığınız karakterler içinde kendinize en yakın hissettiğiniz karakter hangisi oldu?

Tabi ki Jülide’ydi. Çünkü Jülide’de bildiğiniz üzere henüz tanınmayan, oyuncu olmak isteyen ve bunun için mücadele eden genç bir kadındı. Jülide’yle hayallerimiz aynı olduğu için kendime en yakın onu hissettim.

Geleceğe dair planlarınızdan söz eder misiniz okurlarımıza; örneğin yeni dizi projesi var mı yakınlarda?

Var ama henüz paylaşmak için çok erken. Çok hayalim var ama planım yok. Hayatı planlamak beni strese sokuyor. Sonra o planladığım şeyler, planladığım zamanlarda gerçekleşmeyince paniğe kapılıyorum. Bunun beni yıprattığını fark ettiğim an plan yapmaktan vazgeçtim. Hayal kuruyorum onun yerine, planım yok ama gerçekleştirmek istediğim birçok hayalim var.

Gelelim hayvan sevginize… Ailenizin etkisi var mı acaba bu duyarlı tutumunuzda?

Tabii ki, olmaz mı? Ben bir köpekle büyüdüm. İsmi Kavun. Bir hayvanla büyümek çocuk gelişimi için çok önemli bence. Kavun, şu an ailemin Bursa’daki evinde. Annem bahçedeki her hayvana bakardı çocukluğumdan beri. Şu anda da Kavun dışında bahçede baktığı 3 kedisi var. Benim hayvanları sevmemem böyle bir ailede büyümüşken imkansızdı.

Sizin çocukları tanıyabilir miyiz biraz? Bir kediniz ve bir de köpeğiniz var bildiğimiz kadarıyla.. Ve yakın zamanda bir kedi daha sahiplendiniz. İsimleri neler, nasıl girdiler hayatınıza?

Köpeğimin ismi Kavun. 13 yaşında Labrador ile Golden kırması bir dişi. Çok sahiplenici bir köpektir kendisi. Bizden başka herkese çok asabidir. Hırçın bir kız. Kırma olduğu için diyor veterineri. Bu iki ırkın kırması hele ki bir de dişiyse daha hırçın oluyormuş sanırım. Bi süredir annemlerle Bursa’da yaşıyor. Bahçe hayatına alıştığı için tekrar İstanbul’a bir apartman dairesine hapsetmek istemedim onu. O yüzden artık Bursa’da. 3 buçuk yaşında bir kedim var. O da Gırgır. Sahiplendiğimde 3 aylıktı. Aşırı hareketli, meraklı bir erkek tekir Gırgır. Bir ay önce de bir sarman sahiplendim. Henüz 2 buçuk aylık. Daha karakterini çözmek için çok erken ama o da çok hareketli olacak gibi görünüyor. Ailem gittikçe genişliyor anlayacağınız:)

Karakterleri nasıldır sizin çocukların, neleri severler, neleri sevmezler? Başka kedi ve köpeklerle iletişimleri nasıldır?

Kavun, dişi olmasına rağmen veterineri ve eğitmeni onun erkek karakterinde olduğunu söylüyor. Çok sahiplenici ve hırçın. Dışarıya çok havlıyor ama aslında çok da ürkek. Yağmuru, yüksek sesi, gök gürültüsünü hiç sevmez. Peşimizden ayrılmaz. Bahçe kapısını açarız ‘Hadi kızım çık gez’ deriz ama o hemen eve girer halının üzerine yatar. ‘Siz gelmezseniz ben de gitmem dercesine’ Arabayla yolculuk etmeyi çok seviyor. Arabanın kapısı açıldığı an koltuğa kurulur. İndirebilene aşkolsun.

Gırgır, çok hareketli ama çok ılımlı da bir kedi aynı zamanda. Misafir çok seviyor. Kendini sevdirmeye bayılıyor ama sadece o istediği sürece. Asla tıslama, tırmalama, zarar verme huyu yoktur. Saklambaç ve kovalamacaya bayılıyor.

Yeni sahiplendiğim kedinin ismine bile henüz karar veremedim. Daha bir aydır benimle. Şimdilik Toffiee diyorum. Aslında yeni bir kedi sahiplenmek yoktu aklımda onu bulduğumda. Kendini zorla sahiplendirdi diyebilirim. Karakterini henüz çözemedim ama henüz çok küçük olduğu için aşırı hareketli ve oyunbaz. Tavşan gibi sürekli oradan oraya zıplıyor. Kedi değil tavşan olmalıymış kendisi.

Hayvan sahibi olmanın güzelliklerinden bahsedelim mi?

Muhteşem bir his. İyi ki varlar. Gerçekten anne gibi hissediyorum. Üç kişilik çekirdek bir aileyiz biz. Böyle tanımlıyorum hayatımı. Evi çok dağıtıyorlar ama olsun :) Sürekli elimde süpürgeyle dolaşıyorum evde. Yalnız hissetmiyorum sayelerinde.

Bu arada ülkemizde hayvanların durumları ile ilgili değerlendirmeniz nedir? Özellikle de tüm canlıların yaşam haklarına saygı konusunda…

Çok doluyum bu konuda. Hayvanlar gerçekten benim en hassas olduğum noktalardan biri. Biz insanlar onların doğalarını ele geçirip binalar dikiyoruz ve onları zaten aslında onların olan o yerlerde istemiyoruz.. hadi ya !? Soğuktan üşüyen bir hayvan ısınmak için bir cafeye giriyor ama müşteri korkup çığlık atıyor ya da yemek yerken tiksiniyor diye hayvan dışarı çıkartılıyor. Allah Allah !? Hayvanları ‘güya’ çok seven birçok insan ‘para’ verip cins köpek kedi sahipleniyor ama sokaktaki hayvanlara bir kap su bile koyamıyor. Onlar para verdikleri için asla olmayacak cinsler çiftleştirilip yeni cinsler elde edilmeye çalışılıyor. Sonra o hayvanlar büyürken bir sürü sağlık problemi yaşıyor. Ne denebilir ki?

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Çocuklarına hayvan sevgisini mutlaka aşılasınlar. Onlar, sokaktaki hayvanları sevmek istedikleri zaman ‘ay dokunma pistir, hastalık bulaştırır, ısırır yaklaşma’ gibi kötü tepkiler vermesinler. Sokakta böyle bi anne ya da baba gördüğüm zaman gerçekten müdahale etmemek için çok zor tutuyorum kendimi. Hayvanları sevmeyen insanları da kendini de sevemez en nihayetinde. Hayvan sevgisini mutlaka çocuklarınıza aşılayın. Hayat, onlarla paylaşınca güzel.

4P1K dergisi, Aralık 2021

Fotoğraf: Ece OĞULTÜRK