15 SORUDA ESMA YEŞİM GÜL
Image

15 SORUDA ESMA YEŞİM GÜL


Esma Yeşim Gül, 26 Haziran 1995’te İstanbul’da doğdu. Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Okul döneminde birçok tiyatro oyununda rol alan Gül’ün, ilk oyunculuk deneyimi BluTV’de yayınlanan Yeşilçam dizisiyle oldu. Şimdilerde ise Ay Yapım imzalı Yargı dizisinde canlandırdığı Zümrüt karakteriyle izleyici karşısına geçiyor.

1-Son projenizde canlandırdığınız karakteri özetleyecek beş anahtar kelime?

Yargı dizisinde canlandırdığım Zümrüt karakterini kaygı, vicdan azabı, girdap, yalnızlık ve çaresizlik kelimeleriyle özetleyebilirim.

2-Canlandırdığınız karakterin tek bir özelliğine sahip olacaksınız; hangisini seçerdiniz?

Yaşadığı onca soruna rağmen mücadeleci yanı.

3- Oynadığınız diziyi, filmi veya tiyatro oyununu bir yemek, canlandırdığınız karakteri de malzemelerden biri olarak düşünecek olursanız; projeyi hangi yemeğe benzetirsiniz ve karakteriniz olmasa hangi malzeme eksik olurdu?

Bulunduğum proje bir yemek olsaydı, bence acılı ekşili çorba olurdu. Çünkü insanın her zaman yüzleşmek istemediği gerçeklerle acı bir şekilde yüzleşiyor olması ama aynı zamanda bu gerçekliğin insanı rahatlatması gibi, tıpkı çorbayı içerken oluşturduğu hisse benziyor… Ben bu yemekte bir malzeme olsaydım kırmızı biber olurdum. Yani olmasaydım baharatı eksik olabilirdi diyebiliriz. :)

4- İlk audition’ınızı hatırlıyor musunuz; nasıl geçmişti?

Okulda da çok deneme çekimi yaptığımız için tam olarak ilk hangisiydi hatırlamıyorum ama her audition öncesi içimi gerginlikle karışık bir heyecan kaplar. Bu durumu oyunuma yedirip oynayabildiğimi hissetmekse müthiş bir haz.

5- Bugüne kadar oynarken yaptığınız en komik hata nedir?

Gülmem gereken bir sahnede kendimi o kadar gülmeye zorlamıştım ki o anda gerçekten çok komik duruma düşüp sonrasında o halime çok gülmüştüm. Gülmeyi o kadar ciddiyetle deneyen bir tek ben olabilirim…

6- Şu an/son olarak oynadığınız dizide, filmde veya tiyatro oyununda sizin ya da başka bir karakterin söylediği, en sevdiğiniz replik nedir?

Ceylin karakterinin söylediği “Başkası için konuşmak kolay ama iş kendine gelince öyle olmuyor işte.”  diye aklımda kalan cümlesini duyduğumda çok etkilenmiştim. Eminim herkes bu cümleyi kuracak tecrübeler yaşamıştır. Çok gerçek ve hayatın içinden bir cümle.

7- Bir bölümlüğüne/sahneliğine oynadığınız herhangi bir işteki karakterinizi ekipten başkası canlandıracak. Kimi o rolde görmek isterdiniz? Aynı şekilde siz de başka bir karakteri oynayacaksınız. Hangisini seçerdiniz? (Yaş, cinsiyet vb. etmenleri düşünmeden)

Aylin karakterinin Zümrüt’ü canlandırması ilginç olabilirdi tabii. Benim açımdan olayı ele aldığını görmek isterdim. Ben de ayakları yere sağlam basan, hatasıyla doğrusuyla kendisini olduğu gibi kabul eden ve ettirten Ceylin’i oynamak isterdim. Güçlü kadınları oynamayı okul oyunlarından beri oldum olası çok sevmişimdir.

8-Ergenliğinize döndük; sevdiğiniz bir ünlünün fotoğrafını tişörte bastıracaksınız. Bu kim olurdu? (Yerli/yabancı fark etmez)

O dönem tam bir Vanessa Hudgens hayranıydım. High School Musical izleyip izleyip ayna karşısında dans ederdim.

9-Karşınızda zaman makinesi var; hangi dönemde, hangi şehre ışınlanmak isterdiniz?

Niyeyse 90’lar Fransa diyesim geldi. Bazen içimdeki romantizmi durduramıyorum…

10-Bugüne kadarki en büyük çılgınlığınız nedir?

Kışın bir iddiayı kaybedip buz gibi havada denize atlamıştım…

11-Hangi dizileri takip ediyorsunuz ve onları izlerken yanında yemesem olmaz dediğiniz abur cuburlar neler?

11. Birçok diziyi takip etmeye, en azından konusuna hakim olmaya çalışıyorum. Ben aşırı yağlı ağır abur cuburlar yerine çayın yanında güzel bir bisküviyle bir şeyler seyretmeye bayılırım.

12-Güne bir kitabın dünyasında başlayacaksınız; öğlen bir dizinin, akşamı da bir filmin dünyasında geçireceksiniz. Hangilerini seçerdiniz?

Her okuduğumda beni motive ettiği için kitap olarak “Kendi Kutup Yıldızını Bul” kitabını seçerdim. İçinde gerçekten iyi hissettirecek kısa hikayelerin olması, güne başlarken bana ilham verici olacağını düşünüyorum. :)

Dizi olarak “Friends” i seçebilirdim. Öğlenimi böyle renkli ve samimi bir dünyaya seve seve ayırmak isterdim. :)

Film olarak da “Aşk” isimli film geldi direkt aklıma. Bilmeyenler için adını duyduğunda klasik romantik bir aşk hikayesi hayal edebilirsiniz ama öyle değil. Ölümden sonraki yaşamla ilgili, seçimlerimizle ve bakış açımızın bizi nasıl iyi ya da kötü yönde etkilediğiyle ilgili benim çok etkilendiğim bir film olduğu için, kapanışı bu uyanış ve farkındalıkla yapmak isteyebilirdim…

13-Oyunculuğun en çekilir ve çekilmez yanları nelerdir?

Çekilir yanı beni ayakta tutması, hep dinç ve canlı hissettirmesi. Onun hazzı bambaşka bir şey. Çekilmez yanı ise, bazen kendimi kabaca haddinden fazla hırpalamama sebep olması. Çünkü hep daha iyisinin olabileceğini bilmek bazen an’a kendini bırakmaktansa kontrolü bırakmamaya dönebiliyor. Bu da çok yorucu olabiliyor…

14-Kapitalizm, feminizm, sosyalizm, elitizm... Hadi, bunların yanına bir tane de siz yepyeni bir “-izm”li kavram ekleyin.

Motivizm diyebilirim J  Motivasyon, bizi ayakta tutan en kıymetli şeylerden biri.

15-Bir sonraki oyuncuya sormam için senden bir soru rica etsem…

Kendinle yeterince barışmak senin için ne anlama geliyor?

*'Hayatın anlamını ve anlam içinde oyunculuğun yeri hakkında bir başlık atsan, bu ne olurdu?'

Gönlünce oyna oynayabildiğin kadar…

Fotoğraflar: Ece OĞULTÜRK